30 Haziran 2026

Ali İhsan Paşa Efsanesi

     
    Ali İhsan Sabis Paşa Afyon havalisinde meşhur ve buraların efsanesi. Bu sayede 1954 seçimlerinde Afyon milletvekili olmuş, yahut Afyon milletvekili olduğu için efsaneleşmiş bir isimdir. Bu iki olgu birbirini etkilemiş de olabilir.

    Cihan harbinin kahraman subaylarından biridir. Harp sonunda 1919'da İngilizlerce tutuklanıp Malta'ya sürgün edildi. İki yıldan fazlaca devam eden sürgünden Haziran 1921'deki firarıyla kurtuldu. Aynı yılın Eylül ayında milli mücadeleye katılma amacıyla Ankara'ya geldi. Sakarya Savaşının hemen sonrasına denk gelen bu gelişte Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarınca coşkuyla karşılandı. Hemen Afyon güneyinde konuşlu 1. Ordu Kumandanlığına atandı. Kısa sürede yaklaşık elli bin mevcutlu ordusunu düzenli ve eğitimli hale getirdi. Büyük Taarruza en hazır kuvvetler onun birlikleriydi. Ayrıca Büyük Taarruzun ilk hali kabul edilen "Sad Harekat Planı"nın hazırlanışında çok emeği geçti. Bütün bunlara rağmen Garp Cephesi Kumandanı İsmet Paşa ile arası hiç bir zaman iyi değildi. Nihayet Haziran 1922'de görevden alınarak emekliye sevk edildi. Zaferden ve Cumhuriyet'ten sonra idare peşini bırakmadı. Özellikle İnönü devrinde bir kaç defa mahkumiyet yaşadı. 1954 yılındaki seçimlerde DP Afyon Milletvekili seçildi, 1957 sonunda vefat etti. 

    İsmet Paşa bakış açısından yazılan resmi tarihe göre Ali İhsan Paşa, bağlı olduğu Cephe Kumandanının emirlerini hep sorguladı. Böylece ordu içinde huzursuzluğa sebep oluyordu. Bunun bir sebebi kıdem ve rütbece İsmet Paşa'dan yüksek olduğu halde onun emri altında bulunmak istememesiydi. Bu durumu hiç bir zaman hazmedemedi. Bu yüzden görevden almaktan başka çare kalmamıştı.

    Yayınlanmaması konusunda mahkemelere İsmet Paşa'nın baskı yaptığı hatıralarına bakılırsa durum bambaşka... İsmet Paşa askeri liderlik, kumanda, sevk ve idare, strateji gibi hususlarda çok yetersiz biridir. Bu yüzden verdiği emir ve kararlar sürekli düzeltilmeye muhtaçtır. Bu konuda eksikleri giderme, yanlışları düzeltme, belirsizlikleri giderme amacıyla sorduğu bazı soruları İsmet Paşa bilerek emre itaatsizlik gibi göstermiş ve ta baştan beri Ali İhsan Paşa'yı ekarte etmenin planlarını yapmıştır. Buna sebep de çok iyi bir asker olduğu herkesçe bilinen ve herkesçe  sevilen Paşa'yı çekememesidir. Bu kıskançlık sebebiyle İsmet Paşa İstiklal Mahkemesine başvurur. Dosyayı incelemek üzere gelen Ankara İstiklal Mahkemesi Sabis Paşa'yı suçsuz ve dosyayı yersiz bulur. Bu kararı kabullenemeyen İsmet Paşa, onu Askeri Divan-ı Harbe sevk eder ve böylece istediği kararı oradan aldırır.

    Yukarıda özetle arz ettiğim iki görüşün de kendine göre haklı tarafları bulunabilir. Ve şüphesiz gerçek, yalnız bir görüşün tamamından ibaret değildir. Bu hususu tarihe ve vicdanlara bırakmak gerekir. Afyonluların vicdanında bu husus netleşmiş, Ali İhsan Paşa'yı girdiği seçimde milletvekili yapmış. 

    Bununla da yetinmeyip her köyünde onu efsaneleştirmişler. Ölümünden yetmiş yıl sonra bile bugün hala ona dair menkıbe gibi olaylar anlatılıyor. Şehir merkezinde ve köylerde kılık değiştirerek istihbarat çalışması yaptığı, Yunanların askeri durumuna dair bilgiler topladığı, bunun için yerli halktan bağlantılar kurduğu, işgalcilerin def edilmesi konusunda halka moral ve cesaret yüklediği dilden dile aktarılıyor. Hatta onun topladığı bu bilgiler sayesinde Büyük Taarruz planının hazırlanabildiği de bu iddialardan...

    Ali İhsan Paşa'nın casusluğuna yönelik anlatılanlarda kılık değiştirmesi en yaygın ve bilinen durumdur. Her gittiği yere mutlaka yırtık pırtık urbalarla varır. Bazen muhtaç bir ihtiyar, bazen yedeğinde eşeğiyle bir çerçi, bazen de birine yeni çoban durmuş bir delikanlıdır. Bu durumları sebebiyle itilir kakılır, hor görülür, kovulur, hatta gerektiğinde yalandan dayak yer efendisinden. Böylece işgalcilerce yakalanmadan faaliyetini yürütür.

    Sinanpaşa, Sandıklı, Çay, Bolvadin, İhsaniye köylerinin bir çoğuyla ilgili benzer hikayeler anlatılıyor. Ali İhsan Paşa'nın köylerine geldiği, kılık değiştirdiği, ancak köyden ayrılacağı vakit ansızın kimliğini açık ettiğini, halka moral verdiğini üç aşağı beş yukarı benzer ayrıntılarla dile getiriyorlar. Yunan askerlerinin de bulunduğu bir lokantada çorba içerken onların konuşmalarını dinlediği ve çıkarken not bırakarak kimliğini açıkladığı, dakikalar sonra notu okuyanların "Tüh, elimizden kaçırdık!" diye hayıflanmaları Afyon'a dair fantastik bir casusluk hikayesidir.

    Bu kadar yaygın Casus Ali İhsan Paşa hikayesinden Eğret'in nasibini almamış olması hep dikkatimi çekti. Berber Ahmet emmi gençliğinde odada bir kaç olay dinlemiş, bana da anlatmıştı. Fakat bunlar başka köylerde yaşanmış Ali İhsan Paşa hikayeleri, Eğret ile ilgili yok... Oysa bizim köy işgalin en derin yaşandığı yerlerden biri...

    Derken, nihayet bir olay naklettiler. Canavarcı'nın Aziz Sargın herhalde annesinden işitmiş, o da ninesinden duymuş olmalıdır, çünkü olayı yaşayan Hatice ninesi... Hatice Hanım, Deveci Şah İsmail Sargın'ın anası oluyor. Taşlıtarla'da haşhaş çapalarken yanında eşeğiyle bir satıcı/çerçici görmüş. Bu adam Ali İhsan Paşa olduğunu açıkladıktan sonra, yakında Yunan'ı kovacaklarını müjdeleyerek uzaklaşmış.

    Taşlıtarla'daki Ali İhsan Paşa'yı orada bırakıp, İsmet Paşa ile sürtüşmesi hususuna dönelim. Yalnız yine de Eğret ve Taşlıtarla civarından pek uzaklaşmayacağız. Çay-Bolvadin'deki 1. Ordu Karargahı nere, Taşlıtarla nere!..  

    Hatıralarından anlaşıldığına göre İsmet Paşa'yı yetersiz görmesinin sebebi onun SAD planından KAF planına geçme temayülüdür. Sad planı Büyük Taarruzun ham hali idi, peki Kaf planı ne ki?

    1922 yılı başından itibaren Yunan İhtiyat Kolordusu bölgesinde bir hareketlenme gözleniyor. Yakup Şevki Paşa bu durumu Cephe Kumandanı İsmet Paşa'ya bildirirken "Yunan buradan taarruz planlıyor olabilir" diye yorumunu da ekliyor. Zaten evhamlı olan İsmet Paşa da bu bölgeden gelecek bir Yunan saldırısına karşı savunma planı hazırlıyor ve buna KAF harekatı adını vererek cephenin bütün ordularına emirler yağdırıyor. Ali İhsan Paşa ise ordusunu baharda gerçekleşmesini beklediği Büyük Taarruza hazırlamakla meşgulken bu savunma planını inandırıcı bulmuyor. Yunanların bir taarruza gücü ve niyeti olmadığına inanıyor. Şu durumda Türk askerini taarruza hazırlamak varken, Kaf gibi hayali  savunma hareketleriyle boşu boşuna yormayı enerji ve vakit kaybı olarak görüyor. Yine de cepheden gelen emirleri uyguluyor, ama fikrini de söylemekten çekinmiyor. Başka kimsenin ses çıkarmadığı hususlarda Ali İhsan Paşa'nın çıkışlarını İsmet Paşa bir bir not etmeye başlıyor ve en sonunda anlattığım düğmeye basıyor. 

    Ali İhsan Paşa Kaf harekatının gerekçesinin boş olduğunu gösterip, ordunun asıl hazırlığıyla meşgul olmasına yönelik çabası da var. Bunlardan biri bir keşif harekatıyla Afyon güneyindeki dağlardan aşıp Sinanpaşa ovasına inmesidir. Balmahmut'ta bir Yunan tümeni bulunduğunu tespit ediyor, İlbulak kuzeyindeki Yunan durumuna dair bilgiler de aldıktan sonra tekrar Çay'a dönüyor. 

    Çay'a şu bilgilerle dönmüş: Ablak'taki 13. Yunan tümeni ile Eğret'teki 7. tümen yer değiştiriyor. Yakup Şevki Paşa'nın İsmet Paşa'ya  raporladığı Yunan hareketliliği budur. Yani ortalığı boşu boşuna karıştıracak, askeri gereksiz yoracak Kaf planına filan lüzum yoktur. Akşehir'e giderek bunları İsmet Paşa'ya da şifahen söyler.

    Hatıralarında Eğret'e bizzat bilgi toplamaya gittiğini yazmamış. Hatta bu tip işlere giriştiğine dair bir ima bile yok. Yalnız Eğret'ten bilgi aldığı dönem ile Çöne Halil'in karısı Hatice Hanıma atfedilenler zaman bakımından uyuşuyor. Mart-Nisan 1922, tam da Taşlıtarla'da haşhaş çapası vakti... Ve Yunan'ın kovulması çok yakın...

    Hatice Nineye Taşlıtarla'da müjde veren zat Ali İhsan Paşa mı, yoksa onun adamlarından biri miydi? Ali İhsan Paşa köy köy dolaşıp casusluk yaptı mı? Coğrafi ve fiziki olarak bu mümkün mü? Kim bilir...

    (Bütün bunlar cephede yaşanırken Mustafa Kemal Paşa Ankara'da diplomatik işlerle meşguldür. Ali İhsan ve İsmet Paşa'lar arasında yaşanan şu olaydaki tutumu ayrı bir yazı konusu olduğundan burada girmedim.)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder