13 Haziran 2026

Evkaya


     "Kuyuderesi’nin batısında Bahçecik, Kuşboku; alt kısmında Keçiyatakları yer almaktadır. Onun da batısında Evkaya bulunur; orada İblak (İlbulak) Dağları sona erer."

    Yukarıdaki tarif Çolömerlerin rahmetli Ömer Salman'a ait. İlk okuduğumda Bahçecik ve Keçiyatakları dışındaki Kuyuderesi, Kuşboku ve Evkaya mevkileri yabancı gelmişti. Aradan beş yıldan fazla geçti, bu sürede Kuyuderesi ile Evkaya'yı görüp öğrendik, ama Kuşboku hala meçhulümüz. Almalı tarafındaki mevkileri de buradaki gibi çoğunlukla bilmiyordum. 

    Gezip öğrendikçe daha bir seviyoruz İlbulak'ı... Her bir mevki yazmaya değer. Bir yıl önce görmüştüm Evkaya'yı, bugüne kadar yazmamakla ayıp etmişim. Oğuzhan oradaki bir fotoğrafını paylaşmasa ihmalkarlığımı fark etmeyeceğim. Neyse, işte şimdi sırası geldi...

    Geçen yıl Evkaya'ya ulaşmamız biraz maceralı oldu. Kılavuzumuz Nuri Toka idi. Çatkuyu'dan sapıp İlbulak üstünden hedefimize inecek bir yola düştük. İleride Kavaklık'ı görüp Sivrikaya'ya çıktıktan sonra çaprazlama doğuya yöneldik. Evkaya aşağıda kuytu bir etekteydi. Duvar gibi sarp ve dik bir doğal kaya çıkıntısı... 

    Evkaya girişine dağın yukarısından da ulaşmak mümkünmüş, bizi buraya kadar indirmesinin sebebi ancak aşağıdan görülebilen haşmetli manzarayı göstermekmiş. Nuri öyle dedi... Ama haklıymış, gerçekten ürpertici görünüyor... Eğilip bükülüp kanter içinde kala kala oyuklardan tırmanarak girişe vardık. Burası yine tuhaf şekillere girmeden geçemeyeceğiniz doğal bir delikti. Dış ve iç taban kot farkından dolayı giriş çıkışta sakatlanma riski var, dikkatli olunmalı...

    Evkaya'ya girince buranın neden böyle adlandırıldığını anlıyorsunuz. Zira eve benzeyen bir kaya, yahut kaya gibi bir ev burası. Bahsettiğim girişi kapı diye düşünün, bundan başka bir delik daha var. İşte bu ikinci delik penceredir. Teras veya balkon olmasa da basbayağı pencere... İlbulak'ın kuzeyine açılan bu pencereden içaçıcı manzaraya bakıyorsunuz. Dağ şartlarında gayet konforlu bir oda... Ve malum olduğu üzere bizim köyde evin bölümü anlamında odaya ev derler. İşte size Evkaya...

    Dar girişli Evkaya doğal bir mağara, yani insan eliyle yontulup oyulmuş değil. Bununla beraber barınma amacıyla kullanıldığına dair işaretler var. Duvarlarına yenilerde bazı isimler kazınmış. Her ziyaretçi buraya bir iz bırakmış anlaşılan. Hayvan pislikleri de görülüyor, onlar için fazla büyük olsa da vahşi hayvanların ini de olmuş gibi...

    Sarp ve dik oluşuyla buraya ulaşmak zor, giriş çıkış zahmetli; bundan sebep pek kullanışlı değil. Yalnız bütün bunlara yüksekliği, genişliği gibi özelliklerini ekleyince buranın çok korunaklı olduğu bilinmelidir. Mesela birilerinden kaçıyorsan burada bulamazlar, dilediğin kadar kal. Nitekim eski zamanlarda eşkıyalara sığınak olduğuna dair bir şeyler duydum. 

    Basit bir şekilde iki deliği kapatıp ateş yakarak çok rahat ısıtabilirsin. Erzak sıkıntın da yoksa uzun süre kalabilirsin. Üç dört kişi sere serpe yatabilir... Ateş yakarak ısıtma fikrini geçen gün Ekrem Aracı'ya açtım, ısınmak için değil, ama çay demlemek için ateş yaktığını söyledi. Demek ki hala kullananlar var Evkaya'yı... 

    Evkaya'dan çıkış, girmekten daha zormuş. Ayakların yere bastığı ve hep yukarı baktığın için yaptığın şeyin ne menem bir delilik olduğunu oraya çıkarken anlayamıyorsun. Lakin dönüş yolunda "Amanın ben nasıl çıktım buraya!" hallerindesin. Bu yüzden çıktığım yoldan tekrar inmeyi göze alamadım, en iyisi Nuri'yi takip etmek. Buradan kurtulmanın yolu daha yukarı çıkmakmış ve O bu yolu defalarca çıkmış. Yol dediğime bakmayın, ne yolu! Bu iş Afyon kalesine ön tarafından tırmanmak gibi bir şey. Fakat Nuri bana mısın demiyor... Canımız gırtlakta tepeye çıktık da kurtulduk...

    Evkaya böyle bir kaya ve böyle bir ev... Zamanla bu küçük mevki de Evkaya adıyla anılır olmuş. Bahçecik'in de ilerisinde, uzakta, sarp bir yerde bulunmasından dolayı diğer mevkiler kadar bilinirliği yok. 

    Eski çobanlar bilirmiş tabi... Ömer Ağa da İlbuorada İblak (İlbulak) Dağları sona erer.lak'ı tanıttığı meşhur yazısında Evkaya'dan bahsetmiş. Son cümlesi manidar "Orada İlbulak biter" diyor. Burayı İlbulak dağının bir ucu kabul ediyorlarmış. Oysa biliyoruz ki İlbulak Olucak ötelerine kadar uzanıyor. Belki de onlar kendi koyun güttükleri kısımları İlbulak olarak tahayyül ediyordu...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder