30 Mart 2026

E Bakam


    Kelimeler sandığa benzer, açıp baksan çeşit çeşit anlamla burun buruna gelirsin. 

    Yahut çaprazlama dürülmüş bohçadırlar, her katında bir anlam bulunur. 

    Sanatçılar herkesin malumu bir kelimeyi başka bir anlamla yeniden icat edip düğümlerler. Biz bu düğümü çözüp anlamı keşfeder, kelimeyi şu haliyle daha bir severiz...

    Sözlükler ve ansiklopediler işte bu sandık, bohça veya düğümler topluluğudur. Her birinin kapağını aralayınca, katını kaldırdıkça veya düğümleri çözdükçe kelimelerin manalarına ereriz.

    Söz öbekleriyle yeni anlam ilişkileri oluşturanlar sadece sanatçılar; şairler, yazarlar değildir. Halkın kendisi bizzat mucittir. Onun icat ettiği bu değerli anlam paketleri de, deyim denilen hazine sandıklarında, kat kat dürülü bohçalarda saklanıyor. Eğret ağzının yaygın deyimlerinden birini inceleyelim; é bakam...

    Éh ünlemi çeşitli duygu durumlarını ifade etmede kullanılır. Bunlar olaya göre şüphe, beğenme-beğenmeme, güven, ümit, endişe gibi farklı duygu durumları olabilir. Eskiden beri Eğret ağzında sondaki ünsüz düşürülerek yalnız é biçiminde söylenir. Bu kesinlikle kapalı é harfidir ve Anıtkayalıların günlük dilinde hala çok yaygındır. Tek başına bir kelime suretinde karşımıza çıkabilir; "É ben saña demedim mi!" cümlesinde olduğu gibi... Bununla beraber başka bir kelime önüne gelerek yeni kalıplar da oluşturulur: É gâli... É hadeñ... É işde... 

    "É bakam" onlardan biri... 'Bakam' ise, istek çekimli 'bakalım' kelimesidir, Eğret ağzında böyle söyleniyor. É ünlemiyle birleşince karşımıza é bakam sözü çıkıyor. 

    Esasında bakmak fiilinin buradaki derin anlamı iki gözümüzle yaptığımız eylem değildir. Çünkü bu bakışta görülecek bir şey yok. Çünkü gözler bir yere veya yöne çevrilmiyor. Hatta gözler çevrilmiyor bile... Bu bakış, gözler kapalıyken de yapılabilen bir fiildir... Geleceğe bakıyorsun, daha doğrusu geleceği bekliyorsun...

    Henüz olmamış bir şeyi beklerken insan değişik duygular içinde bulunur. Beklentiler müspet yöndeyse ümitli bekleyiş, olumsuzsa karamsar bekleyiş söz konusudur. Eksiden artıya dönmesi için dua yüklenebilir duygulara. Bu yüklemeyle güven hissi de farklı duygular safında yerini alabilir. Böylece ardından dinginlik, sükunet, ferahlama gelir... Tam tersi de olabilir; duygular karardıkça aynı renkte diğerlerini de çağırır; karamsarlıkla birlikte, korku, endişe, bunalım, bitkinlik sökün edebilir... 

    Geleceği beklemek böyle ve sen, bakalım/bakam derken bu durumdan bahsediyorsun... Eh/É ünleminin sözlük anlamında da benzer duygular bulunduğunu söylemiştik. İki sözün birleşimiyle ortaya çıkan é-bakam da bunlardan farksız... É bakam derken, bekleyelim görelim demiş oluyorsun... Bir farkla ki, bu bekleyiş artık olumsuz bir anlam barındırmıyor...

    Ayrıca é bakam, tevekkül kokulu, teşekkür renkli ve sabır boyutludur...

    Yine é bakam'ın gerisinde bir parça 'gün doğmadan neler doğar' beklentisi de gizlidir...

    É bakam deyince biraz da 'Hak va, hayır va' der gibisindir; bu sebeple é bakam'a en yakın söz, herhalde 'du bakam'dır. Çünkü iyi beklenti, sükunet, sabır anlamlarını ayrıca yüklenen 'durmak' ile 'bakmak' filleri birbirine yakışıyor ve böylece anlamı iyice pekiştiriyor....

    Size, bohçasında çok daha fazla anlam bulunduran başka bir söz söyleyeyim mi: 

    É bakam bee!..



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder