Roma İmparatorluğunun Kudüs Valisi Pontius Pilatus olduğu dönemde hapsedilen bir mahkumdur Barabbas. Aklınıza gelen her suçu işlemiştir; katildir, hırsızdır, tecavüzcüdür, hayduttur, eşkıyadır... Vali Pilatus bunu hapse attığında Hz İsa ile aynı hücreyi paylaşır. Bir yanda her türlü kötülüğün ve karanlığın sembolü; diğer yanda sevginin, iyiliğin, aydınlığın timsali Hz. Mesih bulunuyor... O günün devlet geleneğine göre Fısıh (Hamırsız) bayramında Valinin bir mahkumu affetme yetkisi var, hatta bu yetki kutlamaların bir parçası haline gelerek kural gibi yerleşmiş. Buna göre affedilme adayı iki mahkumu Vali belirliyor, ancak ikisi arasındaki seçimi halka bırakıyor. Halkın seçimine saygı göstererek onların kararına uyuyor ve işaret ettikleri kişiyi affediyor... Vali Pilatus, Barabbas ile hücre arkadaşı Hz. İsa'yı aday olarak göstermiş. Ayrıca gönlünün İsa'dan yana olduğunu söyleyip kendi fikrini de belirtmiş, ancak halkın kararına uyacağını da eklemiş. Zaten halkın da aynı kararı vereceğini düşünerek içi rahatmış. Göz var izan var, melek gibi biri dururken apaçık bir caniyi seçecek değiller herhalde, diye düşünmüş olmalı... Hiç de düşündüğü gibi olmamış. İyilik ve güzellik temsilcisi dürüst insanlara düşman olan kötülüğün elebaşıları propagandaya başlayıp halkı ifsat etmişler. Sonuçta Barabbas'ın affedilmesi yönünde irade ortaya çıkmış. Pilatus da buna uyarak katili affetmiş... Bu arada Hz. İsa çarmıha gerilerek idam edilmiş. Ancak, herkes karakterinin gereğini yapar esasınca Barabbas da kısa süre içinde aynı suçları yine işleyerek tutuklanmış. Ertesi Hamırsız bayramında Vali iki affedilme adayından biri olarak yine Barabbas'ı göstermiş. Maksadı Kudüslülerin hatalarını telafi ederek onu cezalandırmalarını sağlamakmış. Pilatus öyle ummuş, ama halk yine Barabbas'ın affedilmesi yönünde oy kullanmış.
Bu olaydan yola çıkarak, iyiliği cezalandırıp kötülüğü ödüllendiren toplumlara kötülük üreten anlamında kötülük toplumu denilmiş. Bizim köyde işi gücü kırıp dökmek, yakıp yıkmak, bozup dağıtmak olan kişilere şargada (şergede) derler. Mesih ruhluları boğazlayıp Barabbasların önünü açan topluma Şargada toplum denilse yeridir.
Barabbas olayından Prof. Yaşar Nuri Öztürk sayesinde haberdar olmuştuk. 2013 yılı sonundaki büyük yolsuzluk olaylarını halkın onaylaması üzerine bu konuşmayı yapıyor, ve ülke hızla asıl siyasi onaylama günü olan 30 Mart 2014 seçimlerine doğru gidiyordu.
Tam da böyle bir ortamda yolsuzluk ve hırsızlık soruşturmasında görevli adli, mali ve emniyet görevlilerini tutuklama furyası başladı. Bunlar yapılırken önceki dönemden darbe suçlamasıyla tutuklu bulunanlar adeta törenle serbest bırakıldı. Bundan sonraki dönemde yargı ve emniyet çevrelerinde çalışkanlığı, dürüstlüğü ve temizliğiyle öne çıkmış ne kadar bürokrat varsa tutuklanma ve en azından kızağa, pasif göreve alınma faaliyetleri gözle görülür bir şekilde artacaktır. İşin garibi böyle memurların neden cezalandırıldığını çok iyi bilmesine rağmen halktan hiç itiraz yükselmemiş, hatta bu cezalandırmayı alkışlamıştır. Bu halk desteği olmasaydı iyilerin ve iyiliğin öldürülmesi süreci bu kadar rahat başlayamazdı.
Fakat asıl hapishanelerin boşalması 2016'daki 200 bin adi mahkumun salıverilmesi olayıdır. Burada amaç masumlara yer açmaktan başka bir şey değildi. Yolsuzluk soruşturmalarından beri toplumda iyice şeytanlaştırılan bu insanlar, karanlık darbe girişiminden sonra terörist ilan edilmişlerdi. Kitlesel tutuklamalar için cezaevlerinde onlara yer açmak gerekiyordu. Bu yüzden neredeyse bütün suçlular serbest bırakıldı ve yerlerine ev hanımları, öğretmenler, doktorlar, askerler hasılı bir sürü temiz insan dolduruldu. Barabbaslar dışarıda, masumlar zindandaydı. Toplum bütün bunları hep alkışladı...
Bu seneden itibaren yargı paketi adı altında tam dört kanun çıkarıldı. Beşincisi dün (25 Aralık) yürürlüğe giren bu kanun değişiklikleriyle binlerce adi suçlu affedilerek serbest bırakıldı. Her düzenlemede masumlar af kapsamı dışında tutuldu, ne kadar kötülük timsali suç makinesi varsa yararlandırıldı. Gariptir, afla çıkanların yarıya yakını aynı suçları işleyerek tekrar içeri giriyordu. Ve yine garip bir şekilde necip(!) Türk milleti olan biteni sevinçle karşıladı.
Dünkü paketle yine 55 bin mahkum serbest bırakılmış, yakınlarında bir heyecan, bir heyecan... Masumları kesinlikle kapsamayacak şekilde ince ince dokunan yasa paketinden aslında 120 bin kişi yararlanacakmış. Galiba tepki çekmemek için hepsini birden salıvermeyi göze alamamışlar.
Yalnız iktidar cenahından biri (Feti Yıldız) 'İstisna tutulanlar biraz daha sabretsin' demiş, en yakın zamanda onları da çıkaracaklarmış. Tabi bundan kasti cinayet işleyenler ve örgütlü suçlara karışanları kastediyor, masumları değil.
Son paketin yürürlüğü ilginç tarihe denk geldi. Hıristiyanların noeliyle Müslümanların regaib kandilinin çakıştığı gece suçlular salıverildi. Tıpkı Fısıh/Hamırsız bayramında Barabbas'ın affedildiği gibi...
Gelgelelim önceki aflarda olduğu kadar coşkulu değil toplum. Bu kadar suçlunun salıverilmesini yanlış bulanlardan tek tük memnuniyetsizlik sesleri yükseliyor. Açık açık eleştiremiyorlar, ama bu tiplerle birlikte yaşamak istemediklerini mırıltı şeklinde de olsa söylüyorlar. Bu kadarcık itiraz (eğer buna itiraz denirse) bu milletten umutlanmak için yeterli bir sebep mi, bilemiyorum.
Barabbas toplumu olduğumuz kesin... Kötülüğü kutsayan, iyiliği ve iyileri cezalandıran; kötülük üretip sürekli kötülükle oturup kalkan bir toplum olduk... Bunun karşılığı Barabbas'larla birlikte yaşamak galiba... Bir de meselenin 'Sakın zalimlere meyletmeyin, yoksa ateş size de dokunur (Hud 113)' boyutu var.
Bütün bunları düşününce Allah'ın bu milleti hala sevdiğini de söyleyebiliriz. Barabbas'ları içimize saldırarak onlarla terbiye etmek istiyor olabilir. Çirkinliklerini, bayağılıklarını, pisliklerini yaşatarak zalimi desteklemenin ateşini dokunduruyordur. Bize mühlet üstüne mühlet, fırsat üstüne fırsat veriyor olabilir. Ta ki, tövbe edip pişmanlık duyalım... Gerçi böyle bir pişmanlık işareti henüz görülmüyor; hala masumlara terörist, hain diye küfrediliyor ve hala Barabbas'lar alkışlanarak affediliyor...
Allah bu şargada toplumu ıslah etsin, değilse ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder