Bütün bu gelişmelere rağmen savaşlar döneminde oluşan travma uzun süre atlatılamadı. Zaten 2. Dünya savaşının ayak sesleri de yavaştan işitilmeye başlanmıştı. Millet ve TSK her şeye rağmen savaşa hazır tutulmalıydı.
Seferberlik durumunda askere nefer alımından başka milletin elindeki her türlü savaş araç gerecine ihtiyaç duyulabilirdi. Bu konuda çeşitli yasal düzenlemeler yapılmış. Mesela 1939 yılında çıkarılan Milli Müdafaa Mükellefiyet Kanunu ve 1940'taki Nizamname var.
Ancak bunlar 2. Dünya savaşı sebebiyle yapılan düzenlemeler olduğu anlaşılıyor. Peki öncesinde bu konuda bir şey yapılmamış mıydı? İşte eldeki belge bu sorunun cevabını veriyor.
Kağıdın üstünde Nakil Vasıtaları Tedarik Komisyonu başlığı var. Ortadaki çizelgeye tespit edilen nakil vasıtalarına ait ayrıntılı bilgiler işlenmiş. Buna göre cansız vasıtaların makineli bölümü boş, araba bölümünde ise 1 tane araba kayıtlı. Canlı vasıtalar kısmında beyaz renkli iki öküz kaydı var. Bu öküzlerin 926 doğumlu oldukları da belirtilmiş.
Alttaki sonuç bölümü: "Yukarıda yazılı 3 tane nakil vasıtası Eğret köyünden K. Ahmet oğullarından Hüseyin oğlu Ahmet namına yazıldı."
Metnin hemen altına 25-1-935 tarihi atılmış ve Afyon As. Şb. Müd. tarafından kırmızı kalemle imzalanmış.
Kocaahmetlerin Ahmet Tektaş'a ait olduğu anlaşılan belgede neden soyisim yazılmadığı hususu akıllara takılabilir. Haziran 1934'te çıkan Soyadı Kanunu ancak 2 Ocak 1935'te yürürlüğe girmişti. Yani şu belgeden yaklaşık üç hafta öncesiydi ve henüz işlerlik kazanmamıştı. Bu yüzden belgenin eski usullere göre düzenlendiği, soy adı yerine sülale adının yazıldığı anlaşılıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder