David Rumsay haritalara meraklı bir Amerikalıdır. 200 binden fazla materyal toplayarak geniş bir koleksiyon oluşturur. Stanford Üniversite kütüphanesine bağışladığı koleksiyondan herkesin yararlanabilmesi amacıyla onun dijital versiyonunun hazırlanmasını sağlar. Araştırmacıların ilgi odağı haline gelen dijital koleksiyondan yeni haberim oldu. Bizim ilgimiz Eğret köyü ve çevresi olduğu için hemen o alanda aramalarla bir çok haritaya ulaştım. Her birinden köyün tarihi, adı, coğrafyası, idaresi, iklim bilgileri gibi hususlarda yeni yeni bilgi ve ipuçları elde edilebiliyor.. Bunlar yüksek çözünürlüklü haritaları indirirken üstünkörü görebildiklerim. Ayrıntılı incelemeye tabi tutulursa bakalım daha neler göreceğiz. Ben indirdiğim 50-60 kadar harita üzerinden bir değerlendirme yapacağım. Ayrıca daha değişik arama kıstaslarıyla yeni haritalara ulaşılabilir.
Baştan söyleyelim ki Eğret köyünün de gösterildiği haritalar hep Avrupalılar tarafından çizilmiş. Daha doğrusu tarihi Türkiye haritalarının yüzde 99’u onlara ait. Son zamanlarda tek tük harita çizen Ermeni ve Türklere de rastlanıyor, ama onlarınkiler Eğret gösterilecek kadar ayrıntılı değil. Dolayısıyla ele aldığımız haritalar çoğunlukla batılı ellerden çıkmış.
Batılı haritacıların bu kadar ayrıntılı bilgiyi nasıl elde ettikleri akla gelebilir. Hatırlanacağı üzere 18 ve 19. yy’larda Eğret’ten geçen seyyahların bölge hakkındaki notlarından ulaşabildiklerimizi yayınlamıştık. O seyyahların çoğunluğu arkeolog ve coğrafyacıydı, uğradıkları yerlerde çizimler ve ölçümler yapıyorlardı. İşte o seyyahlar kendileri çizmese bile, elde ettiği bilgileri eserleri veya başka yollarla diğer bilim adamlarıyla paylaşarak haritaların çizilmesini sağladıkları anlaşılıyor. Mesela daha Muhacirler gelmeden önce şimdiki Susuzosmaniye yakınlarında Susuzören diye bir yerleşim varmış. Burası ile Eğret bağlantı yoluna kaynak olarak 1847’de Eğret’ten geçen Rus Çihaçov gösterilmiş. Daha başka haritalarda, söz ettiğimiz seyyah bilim adamlarının kaynak gösterildiğini de belirledim.
Koleksiyonda bizim köyün bulunduğu bölgeye işaret eden haritaların en eskileri 17. yy’a ait. Lakin bunlarda dikkate alınacak özel bir yan bulunmuyor. Asıl ilgi çekici olanlarsa 18. yy sonlarında çizilmiş. Mesela 1785 ve 1795 tarihliler birbirine çok benziyor. Aslı bir Akdeniz haritası olan ilkinde Afyonkarahisar ile Kütahya arasında mühim bir merkez olarak Altıntaş işaretlenmiş. Altıntaş güneyine “Batan” adıyla işaretlenen yerleşimin Batak köyü olduğunu düşünüyorum. Bunlar Afyon-Kütahya arasındaki normal ve bilinen noktalar ve 250 yıl öncesinin haritacılık bilgi ve tekniğine göre gayet başarılı işaretlemeler. Yalnız Murat dağının güneydoğusunda, Batak güneyinde “Ustchak” diye işaretlenmiş bir yer var ki bunu Uşak okumak gerekir. Yalnız Afyon ile Batak arasında, Batak’a Afyon’dan daha yakın konumdaki bu yerin Uşak olma ihtimali yok. Çünkü burası Banaz’ın çok doğusunda kalıyor.
18. yy tarihli bir haritada Uşak’ın Afyon ile Altıntaş arasına yerleştirilmesinin mantığını çözmeye çalışırsak, bunun o günün şartlarına göre bir yanılgı olduğunu düşünmek gerekir. Ama görüldüğü üzere bu durum küçük bir konumlandırma hatasından daha önemli bir sorun. Afyon-Kütahya hattındaki dikey çizgide Uşak’ın ne işi var? Üstelik Banaz bile oradan daha batıya işaretlenmişken…
Aklıma haritacının yanlış bilgiyle orayı Uşak olarak işaretlemiş olabileceği geldi. “Ustchak” sözcüğü Olucak yerine geçmiş olabilir mi, diye düşündüm. Bu ihtimali devre dışı bırakan şey, adı her ne ise o yerleşimin Porsuk’u oluşturan derelerden biri üzerine işaretlenmiş olmasıydı. Buna göre “Ustchak” diye yazılan yerleşim ne Uşak ili, ne de Olucak/Ulucak köyü olabilirdi; orası Eğret’ten başkası değildi. Çayırözü mevkiinden doğan küçük dere Buñar’da güçleniyor ve kuzeye ilerleyip Porsuk’la birleşiyor. Adını tartıştığımız yerleşim işte bu derenin kenarındaki Eğret’ten başkası değildir.
Peki bu yanlışa nasıl gelindi? Akdeniz ve Akdeniz ülkelerini çizen bir haritacının bu ülkelerin hepsinin tamamını gezip görmesi mümkün olmayabilir. Başka gezginlerin notlarından yardım alması daha olası görünüyor. Bilgilerin toplanması ve düzenlenmesi sırasında meydana gelen bir yanlışlık sonucu Eğret’e “Ustchak” yazıldığını düşünüyorum. Bu harita kendinden sonraki haritalara çok etkilediği görülüyor. Sanırım 1885 tarihli bu harita örnek ve kaynak alınarak sonrakiler oluşturuldu. Nitekim 1895 tarihli Balkan haritası da neredeyse bunun aynısıdır.
1804 tarihli Balkanlar ve Orta Anadolu fiziki haritasında, Afyon-Ustchak-Batan-Altuntaş-Kütahya hattında yine Eğret’in olduğu yer “Ustchak” olarak işaretlenmiş. Farklı olarak güzergah doğru bir hat üzerinde değil de Batak’tan sonra hafif kuzey-batıya kavisli çizilmiş. 1816’ya kadarki haritalarda bu Eğret yerine “Ustchak” yazılması bariz hatası sürdürülmüş. Bu da otuz yıl önce çizilen haritanın örnek alındığını gösteriyor. 1820’de nihayet bu yanlışlığın farkına varıp “Ustchak”ı haritadan çıkarıyorlar. “Ustchak” çıkarılıyor, ama yerine Eğret yazılmıyor, orası boş bırakılmış. Öncekilerden ikinci fark, bu haritaya yol üstündeki “Osmankoi” eklemişler. “Ustchak” hatalı haritalara pek seyrek de olsa bundan sonra yine rastlanıyor. O ilk yanlış çizimin etkisi bir süre daha devam etmiş, ama artık doğru haritalar görünmeye başladığı için bunların önemi yok.
Eğret köyünün kendi adıyla işaretlendiği ilk harita 1822 tarihini taşıyor. Yunan ihtilalinin başladığı yıllara denk gelen bu haritanın Yunanları merkeze aldığını düşünebiliriz. Bu yüzden Balkan yarımadası ve onunla ilgili olmak üzere boğazları da içine alacak şekilde Ege ve Marmara’ya da yer vermiş. Belki de sırf bu yüzden Eğret köyünü orada bulabildik. Buna rağmen bu fiziki haritada da mühim yanlışlıklar yapılmış. Misal köyün adı “Keyret” olarak yazılmış ve Olucak köyünün yerine işaretlenmiş. Bizim köyün olduğu yere de “Egar” yazılmış. Çoğu yerleşim adlarının yanlış yazıldığını nazara alırsak ve daha önceki “Ustchak” fecaatini düşünürsek bu kadarcık yanlışlığı hoş görebiliriz.
Şu yanlışlığın iyi bir yanı varsa, Çirçir’den Olucak’a uzanan Olucakyolunu ve oradan Altıntaş’a varan tarihi bir yolu doğrulamış olmasıdır. Bugüne kadar bu güzergahtaki antik yolu ve onun üzerindeki Hanyeri’ni faraziye olarak kabul ediyorduk.
Allah’tan sonraki haritalarda bu yanlışlıklar devam ettirilmemiş, sadece beş yıl sonra, 1827’de çizilen bir haritada aynı şekilde Olucak bölgesine “Keyret” adı noktalanmış, yol üzerindeki bizim köye de “Egaron Dacca” yazılmış. Bunun bir Yunan haritası olduğu, arkeolojik kaygılar ve milliyetçilik duygularıyla çizildiği unutulmamalıdır. Kısaca Egar ve uzun Egaron Dacca isimlerine 1838 tarihine kadar çizilen birkaç haritada daha rastlanılıp sonra kayboluyor… Bütün bunları düşününce, “Egaron Dacca”nın bizim köyün antik çağdaki adına bir işaret olabileceği akla geliyor. Şimdilik sadece akla geliyor, daha fazlası spekülasyon olur.
Bu tarihlerden sonra çizilen haritalarda Eğret köyünün yer alıp almamasıyla ilgili bir sorun yok. Ölçeği, ve cinsine göre çoğunda görülebiliyor. Yalnız adının Latin harfleriyle gösterilmesi sıkıntısından olsa gerek “Heiret, Heyret, Eyret, Eiret” gibi çok değişik yazımlarıyla karşılaştık. Bunların içinde Eğret/Egret yazımının bulunmaması ayrıca ilginçtir. Hatta Arap harfleriyle Türkçe basılmış birkaç haritada bile Eyret biçiminde imla edilmiş.Yukarıda verdiğim farklı yazım biçimleri içinde en çok kullanılanı “Eiret”tir. Demek ki -y- sesini -ei- ile veriyorlar. Koleksiyon içi aramada bu kelimeyi kullandığımda, Macaristan’da bir Eiret köyü olduğunu öğrendim. Bu haber şunun için önemlidir, bilindiği gibi bizim köyün Kıpçak-Kuman yerleşimi olduğu tezi bir miktar ağırlık kazandı. Bunun sebeplerinden biri, Eyret’in Kıpçak-Kumanlarda bir boy adı olmasıydı. Kafkaslar-Karadeniz veya Avrupa-Balkanlar hattından birini kullanarak gelip Eğret bölgesine yerleşen Kıpçak-Kumanları manav kategorisinde değerlendiriyoruz. Neyse, aslında Kıpçak adı verilen Türk boyuna Avrupalılar Kuman diyor, aynı anlama gelen iki kelime birleştirilerek Kıpçak-Kuman kalıyor. Bunların Avrupa’ya ilerleyen bir kolu Macaristan’da yerleştiği yere boyunun adını Eiret/Eyret olarak vermiş olabilir.
Daha önce bahsettiğim Susuzören mevzuuna gelelim. Haritada gösterildiğine göre bu yerleşim şimdiki Örençayır mevkiine daha yakın gibi duruyor. Onun biraz daha kuzeyinde, Osmanköy güneyinde olmak üzere Süleymanören diye bir yerleşim işaretlenmiş. Bu iki yerleşimin terk edilmiş köy anlamında ören ile vasıflandırılması ilginçtir. Bazı belgelerde Eğret Susuzu ve Süleymanlı/Sülümenli olarak kaydedilen bu köyler 19. yy’a gelindiğinde tamamen terk edildiği anlaşılıyor. Zaten kısa süre sonra bu ören köylerin yakınlarına Susuzosmaniye ve Cumalı adlarıyla iki Macur köyü kurulacaktır.
Birkaç haritada dikkatimi çeken bir husus da Bayramgazi kuzey tarafında ayrıca “Bayramgazipınarı” diye adlandırılan bir yerdir. Burasının mevki adı değil yerleşim olarak işaretlendiğini düşünüyorum. Yine adından yola çıkarsak bizim “Doñuzbuñarı” dediğimiz yerin sadece bir çeşme adı değil, o mevkinin adı olduğunu, bunun da bir yerleşimden geldiğini söyleyebiliriz. O vakit Doñuzbuñarı mevkiine yakın Örenler mevkiini sadece 20. yy başında kurulan Eğret uyduköyüyle ilişkilendirmenin eksikliği ortaya çıkar. Orada daha önceden Bayramgazibuñarı yahut Doñuzbuñarı adında küçük bir yerleşim bulunduğu ihtimalini düşündürür. Belki de Eğret-i Sagir/Güçcük Eğret, kuzeyde Susuzören veya güneyde Doñuzbuñarı/Örenler civarında bir yerdeydi…
Özellikle 19. yy ortalarından sonra çizilen haritalarda (başka yerleşimlerde olduğu gibi) Eyret adının üzerine rakımı yazılmış. Her haritada değişik rakamlar bulunuyor, ama o günün şartlarına göre isabetli ölçümler yapıldığı söylenebilir.Haritalarda Dandır’ların yazımı dikkatimi çekti. Ya “Dandıra” ya da “Dandırı” biçiminde yazılıyor, hiç birinde “Dandır” değil. Bu imla, yaşlı Eğretlilerin telaffuzuyla aynıdır. Demek ki doğrusu Dandırı…
Son olarak 1893 tarihli bir ulaşım haritasından bahsetmek istiyorum. Yol ve mesafe haritası adı verilmiş ve askeri amaçlarla çizildiği belirtilmiş bu haritada bütün yollar örümcek ağı gibi gösteriliyor. O gün için demiryolu olarak Avrupa’dan gelen ve ancak Ankara’ya kadar ulaşabilmiş kısa bir hat bulunuyor. Bundan sonra en lüks yol olarak şose (susa) yollar gösteriliyor. Eğret’ten geçen ve Altıntaş’ın ötesine uzanmayıp orada biten susa yollarının bile ne kadar az olduğunu hesap edin. Bizim köylüler eski asfalta boşuna susayolu demiyorlarmış, onun adı ta 1890’larda konulmuş.
Rumsay koleksiyonundan Eğret ile ilgili olduğunu düşündüğüm haritalar arasında birkaç gün geçirdim. Dikkatimi çeken hususları böylece not ettim. Daha geniş bir zamanda daha dikkatli incelenirse kim bilir başka neler bulunabilir…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder