24 Mayıs 2026

İşgal Ve Kurtuluşta Eğret Bagları

     
    Bağlarla ilgili bazı şeyler sonradan aklıma geldi. Mevcut yazıya ekleme yapmak yerine yenisini yazmanın daha kolay olacağını düşündüm. 

    Evvela şu bilgi yanlışını düzeltelim, Eğret'in üzüm bağlarının tarihini bir asır kadar öncesiyle sınırlamak doğru olamaz. Güney, Batı ve Kuzey taraflarındaki bağlar daha eskiye dayandırılmalıdır. Köyün kuruluşuna kadar gidilmese bile o tarihlere yaklaşılır.

    Bu yazıda esas işgal günleri ve kurtuluşta Bağlar hususuna eğilmek istiyorum. Çünkü işin bu tarafından yeteri kadar bahsetmemişiz.

    Mart 1921 sonlarından itibaren Yunan güçlerinin Eğret civarında göründüklerine dair bazı tespitler var. O geliş de Olucak tarafından, yani Bağlar mevki üzerinden olmuş. Fakat kesin işgal tarihi kabul edilen Temmuz 1921'e bakalım. 

    Yunan Kolordu planı ve emri şöyle: “1. Tümen Türk güçlerini atarak Eğret’e varıp oradan kuzeydoğuya yönelecek ve Türk mevzilerine taarruz edecek. 2. Tümen ise Resulbaba’yı alıp Köprülü-Araplı  hattındaki Türk mevzilerini geriden çevirerek Afyon’u işgal edecek  Tümenler grubuna yardım edecek. Şehir işgal edildikten sonra Eğret-Belcemeşe kesiminde toplanılacak.”

    Ufak tefek değişikliklerle bu plan uygulandı. 1. Tümen 12 Temmuz öğleden sonra Eğret-Yenice bölgesinde konuşlandı, ertesi sabah Eğret kuzeyinde İlyen tarafına hücuma geçti. 2. Tümen ise Afyon'u işgal ettikten sonra kuzeye yöneldi ve Eğret'i geçerek 1. Tümenle buluşmak üzere Belcemeşe (İhsaniye) tarafına gitti.

    O güne dair Tatıresil (Resil Omak)tan bir olay naklettiler. O sırada 11-12 yaşlarında olan Tatıresil galiba amcasıyla koyundan geliyormuş. Çataüyük/Fasılüyüğü taraflarından sürmüşler koyunu, köye getiriyorlar. Söğütcük civarına geldiklerinde sürüye top atışı yapılmış. Bir kaç atışla sürü dağılmış, zorlukla toplayıp eve doğru sürmüşler hayvanları. Top atışlarının Bağlar'dan yapıldığını söylemiş Resil Dede. Ve ona göre Gavur, sürüyü özellikle hedef almış. 

    Batı tarafındaki Bağlar'dan Söğütcük'teki sürü görülebilir mi? Dürbünle bile bakılsa coğrafi ve fiziki şartlar görüşe engel olmaz mı? Bilmiyorum, belki o günün yapılaşmasına göre Eğret binaları buna mani olmamıştır. Yine de bu bana mantıklı gelmedi. Yunan'ın Eğret'e girişiyle ilgili yukarıdaki paragrafa benzer okumalar yaptığımdan top atışlarının Güneydeki Bağlar'dan yapılmış olabileceği aklıma geldi. Çünkü Yunan 2. Tümeni de o taraftan geliyordu ve Bağlar da yolları üzerindeydi. Üstelik buradan Söğütcük'teki sürüyü görüp top atışıyla vurmak, Batıdaki Bağlar'a nazaran daha kolaydı.

    Tatıresil aşağı Bağlar'ı kastetti, ama onu dinleyenler diğerini anladı... Bu ihtimalin geçerliliği var mı? Aziz Omak'a özellikle sordum, hangi Bağlar'dan ateş edilmiş diye... Israrla Batı'dakini söyledi... Aynı rivayette bir ayrıntı daha var, sorunun cevabına katkısı olur mu bilmem:

    Sürü daha top atışına maruz kalmadan önce bir Türk süvarisi ile karşılaşmışlar. Kepez/Bağlar tarafından gelip kuzeye doğru gitmekteymiş. Telaşla koyunlarını süren bu zavallılara, elini çaresiz daireler çizerek sallayan bir işaret yapmış. Rahmetli Tatıresil bu el sallamayı hep "Ne kadar sakınırsanız sakının, bu sürü ve diğer mal mülkünüz heba olup gidecek" biçiminde yorumlamış. Yunan birlikleri bu yalnız Türk atlısının gerisinde, Bağlar civarında bulunmalı ve o uzaklaştıktan sonra sürüyü görüp ateş etmiş olmalıdır. Bu ihtimal bana daha mantıklı geliyor...

    Planlarda, emirlerde, ayrıca bazı kaynaklarda işgalcilerin kuzeye doğru çekip gittiği, ilk işgalde Eğret'te beklemediği kaydediliyor. Lakin fiiliyatta bunun böyle olmadığı, Sakarya Savaşı için Eskişehir bölgesinde toplanmaya giderken geçtikleri yerlerde çok melanetler işlediklerini o günleri yaşayanlar anlatıyor.

    Eskişehir'e doğru sessizce çekip gitmemişler. Her geçtikleri yerde büyük acılar ve artçılar bırakmışlar ki artçılar acıları sürdürsün... Eğret köyü işgalin ilk günlerinde acıların en büyüğüyle tanışmış. Yaşlı çocuk, köyün bütün erkekleri Bağların ardına götürülüp üç gün orada tutulmuşlar... Kağıt üzerinde Eğret-Yenice bölgesine konuşlandıkları yazılmış, ama olay bu kadar basit bir cümleyle ifade edilecek gibi değil... Neden köyü boşaltıp bütün erkekleri konuşlandığın yere götürdün!

    Bu olayların Temmuz ayındaki ikinci işgal günlerinde yaşandığı kesin değildir. Aslında ilk Afyon işgalinin gerçekleştiği Mart sonunda Eğret'in de işgal edildiği, bugünden sonra dört beş aylık dönemde Türk ve Yunan kuvvetlerince bu bölgede herhangi bir hakimiyet kurulamadığı anlaşılıyor. Anlatılan olaylar ilk işgalin gerçekleştiği Mart 1921 sonunda yaşanmış olabilir.

    O vakitler 6-7 yaşlarında bulunan Macurali Dedemin farklı zamanlarda defalarca anlattığına göre o gün Gatçayır'da kaz güdüyormuş. Omarcıkların Gabasakal arabasını Kötayolu'na doğru datderken;
- "Len çocuk, Gavur geliyo, eğlenme burlâda, eviñe git!" diye uyarmış. Dedem çocuk aklıyla ikna olmamış ki;
- "Madem Gavur geliyo, sen nerye gidiyoñ?" diye sorunca;
- "Gırda çapecilê va, onnarı getcen." demiş. 

    Gatçayır Bağlar mevkiinin bir berisidir. Düşmanın o taraftan geldiği haberini alan Gabasakal hemen tarladaki çapacılarına koşuyor. O vakitler günaşık ekilmezdi, çapası yapılan sadece haşhaş var. Bilindiği gibi haşhaş çapası Mart-Nisan aylarında yapılır, Temmuza kalmaz. Temmuz ortası harman zamanıdır, o vakitte haşhaşın ancak hasadı yapılır. Dolayısıyla Yunan'ın Eğret işgali Temmuz'dan çok önce gerçekleşmişti, yukarıdaki anlatılanların Mart sonunda yaşanmış olması daha muhtemeldir. Ne zaman yaşandıysa yaşansın, düşman iki taraftaki Bağlar cihetinden Eğret'e yürümüş...

    Bir yıldan fazla zaman geçmiş işgalin üzerinden. 1922'de işgalin son günlerinde yaşandığı söylenen Mollahmetlerin Halil Çavuş olayı var, konuyla ilgili olduğu için özetleyelim: Müdüroğlu'nun abisi Halil Çavuş Çanakkale gazisidir. Casusluk benzeri görevlerle veya ailesini görme maksadıyla ara ara işgal altındaki Eğret'e gelip gider. Yine öyle bir maksatla kadın kılığında köye girmek üzereyken yakalanır. Ağır işkencelere maruz kalır. Hıncını alamayan işgalciler onu arkasına bağladıkları bir otomobille Olucak'a kadar sürükleyerek şehit ederler. Yakınları ve Eğretliler sürüklenen Halilçavuş'u Bağlar'ın ardına kadar görmüşler, sonra gözden kaybolmuş. 

    Akıllarında bu son görüntü kalan yakınlarının "Dağların ardından, Bağların ardından çık da gel" diye ağıtlar yaktığını Selami Kurt Bey derlemişti. Burada Bağlar kelimesi sırf dağlara kafiye olması açısından yer almıyor. Halil Çavuş'un son görüldüğü yer Bağlar tepesi olduğundan ağıt böyle yakılmış.

    Bundan bir kaç gün sonra Büyük Taarruz başladı. Taarruzun üçüncü günü çarpışmaları bilindiği üzere ağırlıklı olarak Eğret çevresindeydi. Harp Ceridesinde yer alan raporun bir kısmı şöyle:

   "...   Güneşin doğuşuyla beraber Eğret’in tahminen 600 m kadar güneyine varıldığında Eğret’te düşman ordugâhının bulunduğu ve köy içerisinde düşman piyadelerinin dolaştığı, köy harmanlıklarında da bir telsiz istasyonunun bulunduğu görüldü ve hemen Müfreze Komutanlığına bilgi verildi. Müfreze Komutanından aldığım emir, bataryanın da katılmasıyla düşmana Alayla ateş baskını yapmaktı. Bunun üzerine öncü bölüğü bulunduğu bağlarda mevziye sokuldu ve Alay da öncü bölüğüne yaklaştırıldı. 30 kadar düşman piyadesinin Eğret’ten 3’üncü Bölüğün işgal ettiği bağlara doğru yürüdüğünü gören sağ kanattaki bir asker ya emri işitmemiş olmasından veya elinde olmayarak emir verilmeden ateş edivermesinden dolayı mecburen bölük de ateşe iştirak ettirildi. Saat 05.30’da Bölüğü derhâl 4’üncü Bölük ve Makineli Tüfek Bölüğü ile takviye ettim. Sol kanadın korunması için 20’nci Alayın 1’inci Bölüğü görevlendirildi. 2’nci Alay, 4’üncü Alayın gerisindeki tepede gözetleme mevzisindeydi. Öncü bölüğü ateşe başlayınca 30 kadar tahmin edilen düşman piyadesi Eğret’e çekildi. Köyün güney çıkışında bir bölük kadar düşman piyadesi ateşe başladı. Bundan başka iki bölük kadar piyadesinin de sağ kanatta taşkın bir şekilde yayıldığını gördüm..."

    Burada bahsedilen Bağlar, Hacarifinguyu ile Çorbeciguyusu hizasındaki tepe gırañlarında bulunan bağlardır. Sözü edilen harmanyeri ise malum, oradaki telsiz istasyonu şimdiki Ortaokulun bulunduğu yer olduğunu tahmin ediyorum. Veyislerin Bağlar diye bilinen bu mevki ile harmanyeri aslında birbirine çok yakın, arada bir bölüm Mantarlık var, o kadar... 

    Bir buçuk yıldır buralara yerleşmişti Yunanlar. Büyük Türk hücumu haber alındığında çekilme vakti geldiğini anlamışlardı, ama birlikler arasında iletişimsizlik, telaş ve başka sebeplerle ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Şimdi Türklerin taarruz gücünün burnunun dibine, Bağlar'a kadar geldiğini görünce apar topar telsiz istasyonunu söküp kaçış hazırlıklarına başladılar.

    Sabahın 5.30'unda güneydeki Bağlar'da bunlar yaşanırken, iki saat kadar sonra batıdaki Bağlar'da meşhur Eğret Baskını yapılacaktır. Kendisinin on katı ve yıpranmamış Yunan ordugahını basan Türk Süvarisi o gün düşmanın feleğini şaşırttı...

    İki gün sonra, 30 Ağustos 1922'de buralarda tek bir Yunan kalmadı. Sağ kurtulanlar Dumlupınar'da kıstırıldı. O günün sabahında Başkumandanlıktan hareket eden Fevzi Çakmak Paşa Dumlupınar'a Eğret-Olucak üzerinden ulaşacaktı. Olucak yolunu sorduğu Eğret'in batı sırtlarında karşılaştığı gözü yaşlı ihtiyar, ihtimal ki meşhur cevabını Bağlar mevkiinde vermişti...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder