***
!Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun
;Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar
.Me'yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar
***
***
Her feyezanda ayrı bir tecellî;
Gördüğümüz her şey bitevî esrar,
Her sır, erbabına celîden celî...
Ehl-i küfrü serteser kahreylemektir niyyetim.
Her zaman Hakk’a uyar ve halkı gözetirler.
Sıklet-i nâsa tahammül mü eder?
Ne hayr u tâate kaldı mecâlim,
Garîk-i isyanım, çoktur vebâlim,
Aceb rûz-i cezâda nola hâlim.
Alvarlı
Tahtel hıcârati keşhan mütrafel edimi
Ve râvedethül cibâlüş şümmü min zehebin
An nefsihî fe erâhâ eyyemâ şememi
Ve ekkedet zühdetû fîhâ darûratühû
İnned dârurate lâ ta’dü alel ısami
Ve keyfe ted’û iled dünya darûratü men
Levlâhü lem tahrucid dünyâ minel ademi
Dek tut gözünü gönlüne gönlün göz olunca.
Efkârı ko, dil destisini ol çeşmeye tuttur;
Ol âb-ı safâbahş ile ol desti dolunca.
Sen çık aradan hânesini sâhibine ver;
Bî-şek gelir Allah evine sen savulunca..
Evvel koma ki, sonra çıkarmak güç olur güç
Şeytan çerisi hâne-i kalbe koyulunca.!
Feryâdım varır mı bârigâhina?
Ölüm uykusundan bir lâhza uyan,
Su nankör milletin bak günâhına.
Sana hak verecek, ey koca Sultan;
Bizdik utanmadan iftira atan,
Asrın en siyâsî Padişâhına!
Ihtilâle kıyam etmeli dedik;
Şeytan ne dediyse, biz 'beli' dedik;
Çalıstık fitnenin intibahına.
Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz!
Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz!
Sade deli değil, edepsizmişiz!
Tükürdük atalar kıblegâhına!
Ve mestekamtü fe mâ kavlî lekestekımi
(Sana hayrı emrettim, ama kendim onu emir edinmedim)
(Kendim istikamet üzere olmadım, ama sana sözüm "istikamet üzere ol" idi)
Zalemtü sünnete men ahyaz zalâme ilâ
Enisteket kademâhüd durra min veremi
(Peygamberin sünnetine zulmettim ki)
(Ayakları şişmeden yatmıyordu)
Emr-i bülendsin ey Ezân-ı Muhammedî
Kâfî değil sadâna cihân-ı Muhammedî
Sultan Selîm-i Evvel’i râmetmeyüp ecel
Fethetmeliydi âlemi şân-ı Muhammedî
Gök, nûra garkolur, nice yüzbin minâreden
Şehbâl açınca rûh-ı revân-ı Muhammedî
Ervâh cümleten görür Allahü Ekber’i
Akseyleyince arşa lisân-ı Muhammedî
Üsküp’de kabr-i mâdere olsun bu nev-gazel
Bir tuhfe-i bedî’ ü beyân-ı Muhammedî
Ne büyük şey kul için hakkı tutup kaldırmak.
Hani, Ashab-ı Kiram, ayrılalım, derlerken
Mutlaka "sure-i Vel-Asrı" okurmuş bu neden?
Çünkü meknun o büyük surede esrar-ı felah
Başta iman-ı hakiki geliyor, sonra salah.
Sonra hak, sonra sebat, işte kuzum insanlık
Dördü birleşti mi yoktur sana hüsran artık.
Dediler derttir dermanın senin.
Dergâh-ı dildâra kurban arardım,
Dediler ki kurbandır cânın senin.
M. Lütfî
Sanman bizi kim şîre-i engür ile mestiz,
Biz ehl-i harâbâttanız, mest-i elestiz.
Bağdatlı Rûhî
***
Dünya gamından geçip,
Yokluğa kanat açıp,
Şevk ile her dem uçup,
Çağırırım Dost Dost.
Niyazi-i Mısrî
***
Lâyık oldur ki hemen sâlik-i râh,
Diye "lâ na'büdü illâ iyyâh"
Hâkânî
***
Hak Teâlâ eder müttakîdir ulunuz
Müttakînin makamı Cennet,
içtiği kâfûr olur.
Anonim
***
Bâb-ı Hak açıktır merd-i âgâha,
Candan geçenlerdir eren Allah’a.
Hakikat yolunda ben bu dergâha,
İsteyerek gelmiş kurbanlar gördüm.
Tokâdîzâde Şekip
***
Can isteyen endişe-i cânâna düşer mi.
Seyyid Nigârî
***
Dervişlik, özüne hâkim olmaktır,
Esîr-i nefs olan derviş değildir.
Aşkı rehber edip Hakk’ı bulmaktır,
Keşkül, teber, asâ, tığ, şiş değildir.
İbadet namına dalgın oturma!
Bağırma, tepinme, göğsüne vurma!
“Yâ Hû”, “yâ Hay” diye köpürüp durma,
Zikr-i Hak hazm için geviş değildir.
***
***
***
Gönüldür aşk ile dîdârı gören;
Ârif-i âgâha o zevki veren,
Beng ü bâde, afyon, haşhaş değildir.
Keramet umma hiç Necef taşından,
Ayrılma insandan, öz kardaşından;
Hakk’ı göremezsin Bağlarbaşı’ndan,
Gerçek er sultandır, keşiş değildir.
Ham ervah her yanda var yığın yığın,
Nedir onlarla verip aldığın!
Uzlete mâil olan gönlüne sığın!
Cihan gönül kadar geniş değildir.
Rıza Tevfik
***
Gelse celâlinden cefâ,
yahut cemalinden vefâ
İkisi de câna safâ,
(Senden hem o hoş, hem bu hoş.)
İ. Hakkı
***
Ey bülbül-ü şeydâ, yine efgâna mı geldin?
Azm-i gül edip zâr ile giryâna mı geldin?
Pervâne gibi ateşe dâim cân atarsın,
Yoksa bu aşk oduna sen yana mı geldin...
Niyazi-i Mısri
***
Yansam da ocak gibi gayra eylemem izhar,
Yakma beni ateşlere ey çarh-ı cefakâr!
Ketencizâde
***
Yâr için ağyâre minnet ettiğim aybeyleme,
Bağbân bir gül için bin hâre hizmetkâr olur.
Fuzûlî
***
Min cân olsaydı âh men-i dil-şikestede
Tâ her biriyle bir kez olsaydım feda sana.
Fuzûlî
***
Sûrete nazar eyler isen "sen" ile "ben" var,
Ammâ ki hakikatte, ne sen var ne de ben var.
Anonim
***
Âyinedir bu âlemde her şey Hakk ile kaim,
Mir'ât-ı Muhammed'den Allah görünür dâim.
Anonim
***
Vârımı ol Dost'a verdim, hânumânım kalmadı,
Cümlesinden el yudum, pes dû cihânım kalmadı.
Çünkü hubbullah erişti çekti beni kendine,
Açtı gönlüm gözünü, artık humârım kalmadı.
Ayn-ı tevhid açılıp hak-ka'l-yakîn gördüm ânı,
Şirki sürdüm aradan, şekk ü gümânım kalmadı.
Ahmedî
***
Yokluğunda var olan, varlıkta bilmez yokluğu,
Sohbet-i Yâr lezzetini bilmez beyim, ağyâr olan
İsa Mahvî
***
Ey varlığı, varı var eden Var!
Yok yok, Sana yok demek ne düşvâr.!"
Ziya Paşa
***
Perişanım bugün cânâ perişan olmayan bilmez.
Cevahir kadrini cevher fürûşan olmayan bilmez."
Alvarlı Efe
***
Fâniyim, fâni olanı istemem,
Âcizim âciz olanı istemem
Ruhumu Rahmân’a teslim eyledim gayr istemem!
İsterim, fakat bir Yâr-ı Bâkî isterim
Zerreyim, fakat bir Şems-i Sermed isterim,
Hiç ender hiçim, fakat umum mevcudatı beraber isterim.
Bediüzzaman
***
Bulunmaz Rabbimin zıddı ve niddi, misli âlemde,
Ve suretten münezzehtir, mukaddestir Teâlallah.
Şerîki yok, berîdir doğmadan doğurmadan ancak,
Ehaddir, küfvü yok, "İhlâs" içinde zikreder Allah.
Ne cism u ne arazdır, ne mütehayyiz ne cevherdir
Yemez, içmez, zaman geçmez berîdir cümleden Allah.
Tebeddülden, tagayyürden, dahi elvân u eşkâlden,
Muhakkak ol müberrâdır budur selbî sıfâtullah.
Ne göklerde ne yerlerde, ne sağ u sol ne ön ardda,
Cihetlerden münezzehtir ki hiç olmaz mekânullah
Hudâ vardır velî, varlığına yok evvel ü âhir;
Yine ol varlığıdır kendinden, gayrı değil vallah.
Bu âlem yoğ iken ol var idi, ferd ü tek ü tenhâ;
Değildir kimseye muhtaç O, hep muhtaç gayrullah.
Âna hâdis hulûl etmez ve bir şey vacib olmaz kim;
Her işte hikmeti vardır, abes fiil işlemez Allah.
İbrahim Hakkı Hazretleri
***
Kerem kıl, kesme Sultanım keremin bînevâlerden
Keremkâne yakışır mı kerem kesmek gedalerden...
Alvarlı M. Lütfi Efendi
***
Bir cefâkeş aşıkem ey Yâr Senden dönmezem
Hançer ile yüreğimi yar Senden dönmezem
Ger Zekeriya tek beni baştan ayağa yarsalar
Başıma koy erre Neccâr Senden dönmezem
Ger beni yandırsalar, toprağımı savursalar
Külüm oddan çağırsalar Settâr Senden dönmezem.
Nesîmî
***
Bir güzel şuha dedim iki gözün sürmelidir,
Dedi billahi seni Hind'e kadar sürmelidir...
Dedim ateşler yaktı ciğerim oldu kebab,
Dedi söndürmek için payime yüz sürmelidir...
Dedim Ey Mehlika, al bu gece bezme men'
Dedi beyhude yorulma kapılar sürmelidir...
Dedim aşıklara cevrin ne cefadır güzelim,
Dedi aşık olanın üstüne at sürmelidir...
Şahi (Azeri)
***
Öyle bilmezdim ben kendimi
O ben miyim ya ben O mu?
Âşıkların budur demi
Yandıkça yandım bir su ver!
Gedâî
***
Değildir bu bana lâyık bu bende
Bana bu lutf ile ihsan nedendir?
Alvarlı M. Lütfî
***
Bâd-ı hazân esti bağlar bozuldu,
Gülistânda katmer güller mi kaldı?
Şecerler kırıldı, bârlar üzüldü,
El atacak dahî dallar mı kaldı?
Bir sel aldı sahrâları bürüdü,
Ağaçlar kurudu, kökler çürüdü,
Erler yüreğinde yağlar eridi,
Hasb-i hâl edecek kâller mi kaldı?
Bozuldu dünyanın bâğ u bostânı,
Zâğ-ı siyeh yaktı bu gülistânı,
Bülbüller okusun dertli destânı,
Elvân nakış, keşmir şallar mı kaldı?
Er olan eridi yağ gibi gitti,
Şîr-i nerler zîr-i türabda yitti,
Serviler yerinde mugaylan bitti,
Petekler söndüler, ballar mı kaldı?
Ebnâ-yı zemânın gaflet serinde,
Oynarlar, gülerler yerli yerinde,
Saâdet, hidayet binde birinde,
Helâki fark eder haller mi kaldı?
Er olan çekildi çıktı aradan,
Her biri mahvoldu gitti sıradan,
Gazab etti âlemleri yaradan,
Mübtela olmamış iller mi kaldı?
Dillerde kalmamış hidayet nûru,
İslâm’ın kalmamış kalbde süruru,
Kurban olur İslâm bulsa kubûru,
Lutfî, Hak söyleyen diller mi kaldı?
Alvarlı Efe Hazretleri (M. Lutfi)
***
Mevlâ bizi afvede
Gör ne güzel ıyd olur
Cürm ü hatalar gide
Bayram o bayram olur
Merhamet ede Rahîm
Dermanı ver Hakîm
Lutfede luf-i Kadîm
Bayram o bayram olur
Feyz-i mehabbet-i Hak
Nur-i hidayet siyak
Cennet-i â’lâ durak
Bayram o bayram olur
Hakk’ı seven merd-i şîr
Kalbi olur müstenîr
Allah ola destigîr
Bayram o bayram olur
Merhametin kânıdır
Afv ü kerem şânıdır
Hep ânın ihsânıdır
Bayram o bayram olur
El tuta kitâbını
Dil tuta hitâbını
Can tuta şitâbını
Bayram o bayram olur
Mevlâ’yı candan seven
Rıza-yı Hakk’a even
Lüft-i Hüdâ’ya güven
Bayram o bayram olur
Hakk’ı seven dîl ü cân
Aşkı eden heyecân
Feth ola bâb-ı cinân
Bayram o bayram olur
Bahr-i keremden Hüdâ
Gark eden nûr-i Hüdâ
Afv ola bây u gedâ
Bayram o bayram olur
Ganîler ede kerem
Ref’ ola derd-i verem
Sahî ola muhterem
Bayram o bayram olur
Nûr-i hidayet dola
Dilde hidayet bula
Nâsırın Allah ola
Bayram o bayram olur
Tevhîd ede zevk ile
Hakk’ı seve şevk ile
Tasdîk inerse dile
Bayram o bayram olur
Dilde ki Rahmân olur
Dertlere dermân olur
zâde fermân olur
Bayram o bayram olur
Lutfî’ye lutf u kerem
Dâhil-i bâb-ı harem
Dâima Allah direm
Bayram o bayram olur.
Alvarlı Hace Muhammed Lütfi Hazretleri
***
Sen Mevlâ’yı sevende Mevlâ seni sevmez mi?
Rızasına erende rızasını vermez mi?
Sen Hakk’ın kapısında canlar feda eylesen
Emrince hizmet kılsan Allah ecrin vermez mi?
Şer-i Şerif yolunda havf-i Huda dilinde
Ehlullah’ın hâlinde Allah hâlin sormaz mı?
Variyetin mahv edip Kurân yolunda gidip
Yâr ile yâran olsan yârin yâver olmaz mı?
Dert ile cângâhında ateş yansa âhında
Âh u feryadlar etsen derde dermân vermez mi?
Cânın cânân elinde cânân cânın dilinde
Yarelensen yolunda yâran merhem urmaz mı?
Lütfi’ye lütf-i Mevlâ rahm eyleye Teâlâ
Allah diye çağırsan Kerîm kerem kılmaz mı?
Alvarlı Efe Hazretleri (M. Lutfi)
***
Kâşki sevdiğimi sevse kamû halk-ı cihân
Sözümüz cümle hemân kıssa-i cânân olsa
Taşlıcalı Yahyâ
***
Bak ne istiğraka sevkettin beni,
Gözyaşı zanneyliyor çeşmim seni
Muallim Naci
***
Ey dîde nedir uyku gel uyan gecelerde
Kevkeblerin et seyrini seyrân gecelerde
Bak, hey’et-i âlemde bu hikmetleri seyret
Bul Sâniini ol O’na hayrân gecelerde
Çün gündüz olursun nice ağyâr ile gâfil
Ko gafleti, dildârdan utan gecelerde
Gafletle uyumak ne revâ abd-i hakîre
Şefkatle nidâ eyleye Rahmân gecelerde
Cümle geceyi uyuma Kayyûm’u seversen
Tâ hay olasın Hayy ile ey cân gecelerde
Âşıklar uyumaz gece hem sen uyuma kim
Gönlün gözüne görüne cânân gecelerde
Dil beyt-i Hudâdır onu pâk eyle sivâdan
Kasrına nüzûl eyler o Sultân gecelerde
Az ye az uyu hayrete var fânî ol ondan
Bul cân-ı bekâ ol O’na mihmân gecelerde
Allah için ol halka mukârin gece gündüz
Ey Hakkı, nihân-ı aşk oduna yan gecelerde
İbrahim Hakkı Hazretleri
***
Hak tecelli eyleyince her işi âsân eder,
Halk eder esbabını bir lâhzada ihsan eder.
İbrahim Hakkı
***
Bak şu gedanın haline
Bende olmuş zülfün teline
Parmağım aşkın balına
Bandıkça bandım, bir su ver!
Ey sâkî, aşkın oduna yandıkça yandım, bir su ver;
Parmağım aşkın balına bandıkça bandım, bir su ver!"
"Ey sâki aşkın nârına yandıkça yandım bir su ver
Düşeli dilber derdine yandıkça yandım bir su ver "
Gedai
***
Sultân-ı rusül, şâh-ı mümeccedsin Efendim,
Bîçârelere devlet-i sermedsin Efendim,
Dîvân-ı ilâhîde ser-âmedsin Efendim,
Menşûr-u "le'amrük"le müeyyedsin Efendim;
Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed'sin Efendim,
Hak'tan bize sultan-ı müebbedsin Efendim.
Hutben okunur minber-i iklîm-i bekâda,
Hükmün tutulur mahkeme-i rûz-i cezâda,
Gülbang-ı kudûmun çekilir Arş-ı Hudâ'da,
Esmâ-i şerîfen anılır arz u semâda;
Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed'sin Efendim,
Hak'tan bize sultân-ı müeyyedsin / müebbedsin Efendim.
Şeyh Gâlib
***
Bana Haktan nida geldi
Gel ey aşık ki, mahremsin
Bura mahrem makamıdır
Seni ehl-i vefa gördük
Mekanım lâ mekân oldu
Bu cismim cümle cân oldu
Nazar-ı Hak ayân oldu
Özüm mest-i likâ gördüm.
Beni mesteyleyen daim
O meyden Mustafâ gördüm.
Nesimi
***
Cemalini nice yüzden görem diyen dilber,
Şikeste âyineler gibi pâre pâre gerek..
Anonim
***
Hiç kimse yok kimsesiz,
Herkesin var bir kimsesi
Ben bugün kimsesiz kaldım,
Ey kimsesizler kimsesi."
Avni (Fatih Sultan Mehmet Han)
***
Ey sârubân zimamı çek semt-i kûy-i yâre
Virâne dilde zîra yer kalmadı karâre
Ey sarubân-ı müşfik sen olmadın mı âşık
Aheste revlik etme rahmeyleyip bu zâre
Sarı Abdullah Efendi
***
Derman arardım derdime
Derdim bana derman imiş
Pinhan arardım aslıma
Aslım bana pinhan imiş
Niyazi-i Mısri
***
Derman arardım derdime
Dediler derttir dermanın senin
Lâedrî
***
Gül yüzlü melekler sana
Hayran diye sevdim
Hasan Basri Çantay
***
Ben sanırdım alemde bana hiç yar kalmadı
Ben benden sıyrılınca baktım ağyar kalmadı
Niyazi Mısri
***
Ey şahid-i mukaddes, ey hurşid-i âlem-ârâ
Gîsûların muhannes, ebruların Dilâra
Zülfün teline kıymet olmaz cihan seraser
Neşveyle düştü kevne bu yıl anber-isârâ
Avlarlı
***
El benim damen senin ey rahmeten lil alemin
Şöhretim isyan benim sen afv ile meşhursun
Lâedrî
***
Çekinme akil isen itiraf-ı noksandan
Emin olan delidir aklının kemalinden
M. Naci
***
İftirakınla efendim bende takat kalmadı
Yekpare oldu bu dil aşkta muhabbet kalmadı
Ol kadar ağlattı ki ben biçareyi hükm-i kaza
Giryeden hiç Hazret-i Yakub’a nevbet kalmadı
Sultan Ahmed
***
Canımı canan isterse minnet canıma
Can nedir ki onu vermeyem cananıma
***
Etme ar oku öğren ehlinden
Her şeyin ilmi güzel cehlinden
Ne kadar yüksekte olursa şanın
Akıbet iki taş olur nişanın
Lâedrî
***
Nadanlar eder sohbet-i nadanla telezzüz
Divanelerin hemdemi divane gerektir
***
Aşık der incitenden
İncinme incitenden
Kemalde noksan imiş
İncinen incitenden
Lâedrî
***
Bir adaletgâh-ı vâsidir bu dâr-ı imtihan
Bugün milleti kurban edenler yarın olurlar millete kurban
Lâedrî
***
Tiz reftar olanın payine damen dolanır
***
Bir bağ ki görmezse terbiye, tımar
Çalı çırpı sarar, hâristan olur
T.Fikret
***
Azîzim, rehberim, pîrim, efendim, şem’-i tâbânım.
Ziya-i himmetimdir her iki âlemde devrânım.
Benimle müttefiktir bu recâda cümle ihvanım.
Aman ey kutb-ı ekrem, gavs-ı azam, şah-ı devranım.
Nazardan dûr kılma bendegânı, gözde sultanım.
Azîzim, rehberim, pîrim, efendim, şem’-i tâbânım.
Ketencizade müseddesinden (Şeyhi Küfrevi Hazretleri için söylemiş)
***
Bir kapıyı bend ederse bin kapı eyler küşâd
Hazreti Allah, Efendi, müfettihül ebvabdır
Seyyid Muhammed Şemsi
***
Âyine-i idrakini pak eyle sivâdan
Sultan mı gelir ayine-i nâpake, hiceb et.
Nabi
***
Zahidin gönlünde cennettir temenni ettiği
Aşık-i pejmürdenin gönlündeki dil-darıdır
(Arif-i dil-hastenin gönlündeki dil-darıdır)
Şeyh Galib
***
Yar için ağyare minnet ettiğim ayb eyleme
Bağban bir gül için bin hare hizmetkar olur
Fuzuli
***
Günahım hadden efzundur
Bana rahmeyle Allahım
Gözüm yaşı akar hundur
Bana rahmeyle Allahım
Acep nolur benim halim
Bitince bunca mecalim
Azrail alınca canım
Bana rahmeyle Allahım
***
Kaşki sevdiğimi sevse kamu halk-ı cihan.
Sözümüz cümle heman kıssa-i canan olsa.
***
Âb-ı der keştî helak-i keştî est
Âb-ı ender-zîrî keştî puştî est
(Geminin içindeki su onun helakine sebep olur, altındaki su da hareketine vesiledir.)
Mevlana
***
Gül hare düştü sinefigar oldu andelib
Bir hare baktı bir güle, zar oldu andelib
Naili
***
Sen tecelli eylemezsin perdede ben var iken
Şart-ı izharı-ı vücudundur adim olmak bana
Gavsi (Kemter)
***
Her mürşide dil verme kim yolun sarpa uğratır,
Mürşid-i Kâmil olanın gâyet yolu âsân imiş
Niyazi Mısri
***
Ne kendi eyledi rahat, Ne halka verdi huzur
Yıkıldı gitti cihandan, Dayansın ehl-i kubur!
Arif Paşa
***
Her âkıle bir dert bu âlemde mukarrer
Rahat yaşamış var mı gürûh-ı ukalâdan.
Ziya Paşa
***
Çeşm-i insaf gibi kâmile mizan olmaz
Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz.
Talibî
***
Arifin gönlünü Huda gamgîn eder şad eylemez
Bende-i makbulünü Mevlası azad eylemez
Nabi
***
Yıkanlar hatır-ı nâ-şâdımı Yarab şad olsun
Benimçün namurad olsun diyenler bermurad olsun
Nail-i Kadim
***
Çeşm-i insaf gibi arife mizan olamaz
Kişi noksanını bilmek gibi irfan olamaz
***
Allah’a dayan, saye sarıl, hükmüne ram ol
Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.
Akif
***
Dervişlik dedikleri hırka değil taç değil
Gönlünü derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil
Yunus
***
Çözülme zülfün ey dilrüba dil bağlayanlardan
Kaçınma ateş-i aşkınla bağrında ağlayanlardan
Sirişk-i çeşmimin bak farkı var mı çağlayanlardan
Düşer mi ictinab etmek senin için ağlayanlardan
E.Vasıf
***
Değildir hale çıkmış, cami içre kürsi-i va’za
Güruh-ı encüme Nur ayetin tefsir eder mehtab
Nabi
***
Bu Sitanbul ki bi misl ü bahadır
Yek sengine Acem mülkü fedadır
Nedim
***
Güzelleri naz ile cinane atar güzeller
***
Ne dünyadan safa bulduk, ne ehlinden recamız var
Ne dergah-ı İlahiden maada bir ilticamız var.
Nef’i
***
Yıkılıpdur bu cihan sanma ki bizde düzele
Devleti çarh-ı deni verdi kamu müptezele
Şimdi ebvab-ı saadetle gezen hep hezele
İşimiz kaldı heman merhamet-i Lemyezele
3. Mustafa
***
Bozulmuştur düzelmez gelse de Mehdi
Bu mülkün emr-i ıslahı Cenab-ı Hakka kalmıştır.
Şair Eşref
***
“Cihanda bulamadım bir yar-ı sadık”
“Kime sadık dedimse çıktı münafık”
İnsan her zaman arar durur bir yar-ı sadık
Bazen de sadık dedikleri çıkar münafık
(nazire)
***
Müslümanlık nerde bizden geçmiş insanlık bile
Alemi aldatmaksa marifet aldanan yok nafile
Kaç hakiki Müslüman gördümse hep makberdedir
Müslümanlık bilmem ama galiba göklerdedir
Akif
***
Beyhude yorulma kapılar sürmelidir
***
Milletimde ihtilaf-ı tefrika endişesi
Guşe-i kabrimde hatta bikarar eyler beni
İttihad etmekken a’daya karşı çaremiz
İttihad etmezse millet dağdar eyler beni
Yavuz
***
Bir vakte erişti ki bizim günümüz
Yiğit belli değil mert belli değil
Herkes yarasına merhem arıyor
Deva belli değil dert belli değil
Ruhsati
***
Gelirse bir kıl ile gelir eyleme tedbir
Giderse gider eylemez bir koca zincir
***
Su ol, içmeyen içmesin.
Oksijen ol, yudumlamayan yudumlamasın.
Meyve veren ağaç ol, yemeyen yemesin.
Gölgeni sal etrafa,
Ona sığınmayan sığınmasın.
Toprak ol,
Bağrına tohum atmayan atmasın.
Yıldız ol, serpil dünyanın dört bir yanına,
Senin için şiirler dizmeyen dizmesin.
Güneş ol,
Şualarına koşmayan koşmasın.
***
Çarh verir nimet-i kavga sûz
Hiç olur mu Musa Firavunsuz
Nef’i
***
Buraya konan göçer konuk eylenmez
Aziz Mahmud Hüdai
***
Acib bir karubanhane bu dünya
Gelen gider, konan göçer bu elden
Malı mülkü safası fani hülya
Gelen gider, konan göçer bu elden
Avlarlı Efe
***
Âfitâb-ı hüsn-i hûbân akıbet eyler ufûl
Ben muhibb-i lâyezelim lâ uhubbil âfilîn (Batıp gidenleri sevmem)
***
Öyle birine dilbeste ol ki eyleye dilşad seni
Öyle bir damene tutun ki eyleye ber murad seni
***
Bu dünya fanidir bunda kalınmaz
Yürü dünya yürü sonun virandır
Medet bundan sonra ahir zamandır
***
Mala mülke mağrur olma, deme var mı ben gibi
Bir muhalif rüzgar eser, savurur harman gibi
Dünya malın elde iken düşmenlerin dost olur
Elde bir şey kalmayınca dost bile düşman olur
***
Canımı canan istese nimet canıma
Can nedir ki kurban etmeyem anı cananıma
Fuzuli
***
Verdik dil ü can ile rıza hükm ü kazaya
Gam çekmezüz uğrasak eğer derd ü belaya
B.Ruhi
***
Ger günahım kuh-ı Kaf olsa ne gam ya Celil
Rahmetin bahrine nisbet “Ennehu şey’un kalîl”
La Edri
***
Çeşm-i ibretle nazar kıl dünya bir misafirhanedir
Bir mühim adem bulamaz ne acib kaşanedir
Bir kefendir sermayesi akıbet şah u geda
Pes buna mağrur olan mecnun değil ya nedir?
La Edri
***
Bindirirler cansız ata
İndirirler zulmete
Ne ana var ne ata
Örtüp pinhan ederler
Ne kavim var ne kardaş
Ne eşim var ne yoldaş
Mezarıma bir çift taş
Dikip nişan ederler
Y.Emre
***
Kalem feryad eder ağlar mürekkeb
Beni nadan eline verme Yarab!
Lutfunla alime çevir yolumu
Kırma nolur kanadımı kolumu
***
Bugün mah-ı muharremdir muhibb-i hanedan ağlar
Bugün ab-ı matemdir bugün âb-ı Revan ağlar
Alvarlı
***
Yıllar geçiyor ki ya Muhammed aylar bize hep muharrem oldu
Dün gece ne güneşli geceydi eyvah o da leyle-i matem oldu
Çiğnendi harim-i pak-i şer’in namusu yabancı mahrem oldu
Bugün üçyüzelli milyon İslam dünyası mazlum ne yaman bir alem oldu
Beyninde öten çanın sesinden binlerce minare ebkem oldu
Allah için Ey Nebi-yi Masum bizleri bırakma böyle bikes bizleri bırakma mahrum
Akif
***
Sayesi düşmez yere bir nahl-i Tûrsun
Mihr-i alem-gîrsin baştan ayağa nursun
Ş.Galib
***
Bil illeti, kıl sonra müdavata tasaddi
Her merhemi her yareye derman mı sanırsın
En ummadığın keşfeder esrar-ı derunun
Sen herkesi kör alemi sersem mi sanırsın
Z.Paşa
***
Ne helva, ne selva, ruyet-i Mevla
***
Hep gittiler kalmadılar
Gülmediler ağladılar
Gülme gülme ağla gönül
Y.Emre
***
Bunda kona göçer konuk eğlenmez
Aziz Mahmud Hüdai
***
Acib bir karubanhane bu dünya
Gelen gider konan göçer bu elden
Malı mülkü safası mal-i hülya
Gelen gider konan göçer bu elden
Alvarlı
***
Bir ticaret yapmadım nakd-i ömrüm oldu heba
Yola geldim lakin göçmüş cümle kervan bihaber
Ağlayıp nalan edip, düştüm yola tenha garib
Dide giryan, sine biryan, akıl hayran bihaber
Lem’alar s.283 Niyazi Mısri
***
Milletimde ihtilaf u tefrika endişesi
Kuşe-i kabrimde hatta bikarar eyler beni
İttihadden savlet-i a’dayı def’e çaremiz
İttihad etmezse millet dâğdâr eyler beni
Yavuz
***
Tefrika girmeden bir millete düşman giremez
Toplu attıkça sineler onu top sindiremez
Akif
***
Aşıkım dersen hiç bela-yı aşktan ah eyleme
Ah edip ağyarı esrarından agah eyleme
Fuzuli
***
Nadanlar eder sohbet-i nadanla telezzüz
Divanelerin hemdemi divane gerektir
Ziya Paşa
***
Alemde ziya kalmasa halk etmelisin halk
Ey elleri böğründe şaşkın adam kalk!
Akif
***
Gün gündüz olursun nice ağyar ile gafil
Koy gafleti Dildardan utan gecelerde
Erzurumlu İbrahim Hakkı
***
Heva-yı nefse uydum pek çok günah ettim
Huzura hangi yüzle varayım Ya Resulallah
Leyla Hanım
***
Gidip boynumda zencir ile o Ravza-i Pake
Görenler hep beni sansın divane Ya Resulallah
Leyla Hanım
***
His yok, haraket yok, acı yok, leş mi kesildin
Hayret veriyorsun bana, sen böyle değildin
Kurtulmaya azmin niye bilmem ki süreksiz
Kendin mi senin, yoksa ümidin mi yüreksiz
Akif
***
Yürü, top senin çevgan senindir bu gece
Süleyman Çelebi (mevlid)
***
Zahidin gönlünde cennettir temenna ettiği
Arif-i dil-hastenin gönlündeki dildarıdır
Ş.Galib
***
Gelir bir bir, gider bir bir, kalır bir
Gelen gider, giden gelmez, bu bir sır;
Gelirse gelir bir kıl ile, eyleme tedbir
Giderse gider, eylemez bir koca zencir
İsmail Hakkı Haksal Efendi cönkünden
***
Kerem kıl Sultanım, keremin kesme bi-nevalardan
Keremkane yakışır mı kerem kesmek gedalardan
Alvarlı
***
Bir şem’a ki Allah yaka, üflemekle sönmez
***
Gamı kederi bırak iraden canlı ise
Ümit kaynağı ol olabilirsen herkese
***
Vardım ki yurdundan ayağ götürmüş
Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı
Camlar şikest olmuş meyler dökülmüş
Sakiler meclisten çekmiş ayağı
Bayburtlu Zihni
***
Yetiş ey keştibanım büsbütün deryada yangın var
Değil derya yalnız, cümle hep sahrada yangın var
Salih Baba
***
Ben usanmam gözümün nuru amma
Ne kadar olsa cefadan usanır, candır bu
Keçecizade İzzet Molla
***
Azizim, rehberim, pirim, efendim, şem’-i tâbânım
Ziya-yı himmetimdir her iki alemde devranım
Benimle müttefiktir bu recada cümle ihvanım
Aman ey kutb-ı Ekrem, gavs-ı azam, şah-ı devranım
Nazardan dûr kılma bendeganı, gözde sultanım
Ketencizade
***
Ger Zekeriya teg beni baştan ayağa yarsalar
Başımı koy erre Neccar senden dönmezem
Nesimi
***
Gülsem de içimden ağlarım ben
Sızlar yüreğim yüzüm gülerken
Tokatizade Şekip
***
Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır
Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır
Yüreklerden silinsin farzedelim havf-ı Yezdanın
Ne irfanın kalır tesiri ne vicdanın
Akif
***
Herkes yahşi men yaman
Herkes buğday men saman
Alvarlı
***
Takdir-i Huda kuvve-i bazu ile dönmez
Bir şem’a ki Mevla yaka üflemekle sönmez
Z.Paşa
***
Yıkanlar hatır-ı naşadımı Yarab şad olsun
Benim için na-murad olsun diyenler ber-murad olsun
Naili Kadim
***
Cahille etme ülfet, aklının miktarı yok
Sırtı çullu, kendi merkep, boynunun yuları yok
***
Mahzar-ı feyz olamaz düşmeyicek hake nebat
Mütevazi olanı Rahmet-i Rahman büyütür
Lâedrî
***
Yalan raiç, hıyanet mültezem her yerde, hak meçhul
Yürekler merhametsiz, duygular süfli, emeller hâr
Nazarlardan taşan mana ibadullahı istihkar
Beyinler ürperir Yarab ne korkunç inkılab olmuş
Ne din kalmış ne iman, din harab iman türab olmuş
Mefahir koymasın gitsin de vicdanlar kesilsin lal
Bu izmihlal-i ahlaki yürürken durmaz istiklal
Akif
***
İsyan deryasına yelken açmışım
Kenara çıkmaya koymuyor beni
(Cevdet adında çocukluk arkadaşı)
***
Ger günahım kûh-ı kaf olsa ne gamdır Ya Celil
Rahmetin bahrına nisbet “Ennehu şey’un kalîl”
Lâedrî
***
Perişanım bugün cânâ perişan olmayan bilmez
Cevahir kadrini cevher-füruşan olmayan bilmez
Alvarlı
***
Ayinedir bu alem her şey Hak ile kaim
Mir’at-ı Muhammed’den Allah görünür daim
Aziz Mahmud Hüdai
***
Aciz kaldım zalim nefsin elinden
Şu dünyanın lezzetine doyamaz
Aynına almıştır gaflet gömleği
Ömrünün gelip geçtiğini bilemez
İlahi gaflet gömleğin giyene
Müslüman der misin nefse uyana
Kazanıp kazanıp verir ziyana
Hak yoluna bir puluna kıyamaz
İlahi gafletten uyar gözümü
Dergahında kara etme yüzümü
Yunus der gelin tutun sözümü
Dünya seven ahireti bulamaz
Yunus
***
Zevke durmak şöyle dursun vaktimiz yok mateme
Davranın zira gülünç olduk aleme
Akif (Birlik Bağı)
***
Ne harabiyim ne harabatiyim
Kökü mazide olan atiyim
Y.Kemal
***
Harabisin, harabati değilsin
Gözün mazide, ati değilsin
T.Fikret
***
Hak şerleri hayr eyler
Sen sanma ki gayr eyler
Arif anı seyr eyler
Mevla Görelim n’eyler
N’eylerse güzel eyler
Sen Hakk’a tevekkül ol
Tefviz et ve rahat bul
Hakkına razı ol
Mevla Görelim n’eyler
N’eylerse güzel eyler
Deme bu niçin böyle
Yerindedir ol öyle
Var sonunu seyr eyle
Mevla Görelim n’eyler
N’eylerse güzel eyler
Hakk’ın olıcak işler
Boştur gam u teşvişler
Ol istediğini işler
Mevla Görelim n’eyler
N’eylerse güzel eyler
İbrahim Hakkı
***
Zalimin zulmü varsa mazlumun Allah’ı var
Bugün zulmetmek kolay yarın Hakk’ın divanı var
Laedri
***
Nadanla sohbet zordur bilene
Zira nadan ne gelirse söyler diline
Anonim
***
Ahlak iledir kemal-i Âdem
Ahlak iledir nizam-ı alem
Anonim
***
Verirler “Ben acizim kudret Senin” dedikçe
Verenin şanı yüce, sen iste istedikçe
NFK
***
Bir serçe bir kartalı salladı vurdu yere
Yalan değil gerçektir ben de gördüm tozunu
Bir küt ile güreştim elsiz ayağım aldı
Onu da basamadım güvendirdi yüzümü
Yunus
***
Cevahir kadrini cevher füruşan olmayan bilmez
***
Dedim müminlere cevr ü cefa nedir a çeri (siyasi)
Mümin olanın üstüne tank sürmelidir
***
Ben usanmam gözümün nuru cefadan amma
Ne kadar olsa cefadan usanır candır bu
Keçcizade İzzet Molla
***
Bir bağ ki görmezse terbiye tımar
Çalı çırpı biter haristan olur
T.Fikret
***
Ol suyu kim içse heman
Kalbe değer şems-i cihan
Verir heyet-i cavidan
Yandıkça yandım bir su ver
Hace Hüseyin Efendi
***
Beni bende demen ben bende değilim
Bir ben vardır bende benden içerü
Yunus
***
Vur kazmayı Ferhat, çoğu gitti azı kaldı
NFK
***
Eyvah bu baziçede bizler yine yandık
Zira ki ziyan ortada bilmem ne kazandık
Ziya Paşa
***
Gül devrini görseydim O’nun bülbülü olurdum
Yarab! Beni evvel getirseydin ne olurdu!
Akif
***
İlim öğren yiğidim cehalet ardır
Ona razı olan sadece hımardır
***
Haya sıyrılmış inmiş öyle hissizlik ki her yerde
Ne çirkin yüzler örtermiş meğer incecik bir perde
Vefa yok…Ahde hürmet hiç…Emanet lafz-ı bi medlul
Yalan raiç, hıyanet mültezem her yerde, hak meçhul
***
Kazara bir sapan taşı, bir altın kaseye değse
Ne kıymeti artar taşın, ne kıymetten düşer kase
Sa’di
***
Öyle bir dildara dil ver ki eyleye dilşad seni
Öyle bir dameni tut ki ede ber-murad seni
Alvarlı
***
Koy gülen gülsün Hak bizi bilsin
Cahil ne bilsin Hakk’ı bilen var
Yunus
***
Ben sanırdım alem içre bana hiç yar kalmadı
Ben beni terk eyledim gördüm ki ağyar kalmadı
Niyazi Mısri
***
Varlığa eriyor
Varlıkta eriyor
Ve yeniden bir kere daha
Varlığa eriyoruz
***
Zulmet-i hicrinde bidar olmuşum Yarab meded
İntizar-ı subh-ı didar olmuşum Yarab meded
Niyazi Mısri
***
Eğer ehl-i basiretsen hüner arzetme nâdâna
Anadan doğma amalar değildir vakıf elvana
Şinasi
***
Hayalinin hayaline hayal bulmaz muhayyiller
Riyazatı bin yıl olsa hayal eyler hayaliler
***
Rayete meylederiz kamet-i dilcu yerine
Tuğa dil bağlamışız kakül-i hoş-bu yerine
Heves-i tiğ ü keman çıkmdı dilden asla
Nâvek-igamze-i dil-duz ile ebru yerine
Severiz esb-i hüner-mend-i saba reftarı
Bir peri-şekl-i sanem bir gözü ahu yerine
Gazi Giray
***
Tahir Efendi bize kelp demiş
İltifatı bu sözde zahirdir
Maliki mezhebindenim zira
İtikadımca kelp tahirdir
***
Tulumbanı al yetiş imdada yangın var
Dedim: Zahirde mi aşık? Dedi: İhfada yangın var
Sefine-i kalbime alevli bir ok attın ey dost
Bülend-avaz ile dersin, bakın deryada yangın var
Sûzî
***
Yarab! Mahşerde bizi bu ikrar ile haşret
Akif
***
Derd-i hicrana tabibim bir deva bilmez misin?
Göz ucuyla bir nigah-ı aşina kılmaz mısın?
Hep cefa dersin talim etti üstad sana
Ey cefasu ne diyen semt-i vefa bilmez misin?
***
Cihanda adem olan bigam olmaz
Anınçün bigam olan adem olmaz
Necati Beğ
***
Her akıle bir dert bu alemde mukarrer
Rahat yaşamış var mı güruh-ı ukaladan
Ziya Paşa
***
Bu yol uzaktır
Menzili çoktur
Geçidi yoktur
Derin sular var
Yunus
***
Ehl-i dil söyleyemez derdini Allah’a bile
Nesimi
***
Cahil yüzüyor zevrak-ı zevk u safada
Arif geziyor mihnet-i kahr u belada
Ziya Paşa
***
Sanma ey hace senden zer ü sim isterler
“Yevme la yenfeu”da kalb-i selim isterler
Bağdatlı Ruhi
***
Yansam da ocak gibi gayra eylemem izhar
Yakma beni ateşlere ey çarh-ı cefakar
Ketencizade
***
Bir adaletgah-ı vasidir bu dar-ı imtihan
Bugün kurban edenler yarın olurlar millete kurban
(Meşrutiyet şairi)
***
Âbistân-ı sefa vü kederdir leyal hep
Gün doğmadan meşîme-i şebden neler doğar
Rahmi
***
Bir kapı bend ederse bin kapı eder küşad
Hazret-i Allah Efendi, Müfettihül Ebvabdır
Şemsi
***
Canan dileyen dağdağa-yı cana düşer mi
Can isteyen endişe-i canana düşer mi
Girdik reh-i sevdaya cünunuz
Bize namus lazım değil
Ey dil ki bu iş şane düşer mi
Seyyid Nigari
***
Zalimlere dedirtir Kudret-i Mevla
Tallahi lekad âserakallahü aleyna
Ziya Paşa
***
Haberdar olmamışsın kendi zatından da hala sen
“Muhakkar bir vücudum” dersin ey insan fakat bilsen
Senin mahiyetin hatta meleklerden de ulvidir:
Avalim sende pinhandır, cihanlar sende matvidir
Akif
***
Her nefeste Allah adın de müdam
Allah adı ile olur her iş tamam
Süleyman Çelebi
***
Yalancı dünyaya aldanma yahu
Bu dernek dağılır divan eğlenmez
İki kapılı bir viranedir bu
Bunda konan göçer, konuk eğlenmez
Aziz Mahmut Hüdai
***
Ey sârubân zimamı çek semt-i kûy-ı yare
Virane dilde zira yer kalmadı karare
Ey sârubân-ı müşfik sen olmadın mı aşık
Aheste-revlik etme rahmeyleyip bu zare
Sarı Abdullah Efendi
***
Şarka bakmaz, Garbı bilmez, görgüden yok vayesi
Bir kızarmaz yüz, yaşarmaz göz bütün sermayesi
Akif
***
Yürekler merhametsiz, duygular süfli, emeller hâr
Nazarlardan taşan mana ibadullahı eder istihkar
Akif
***
Bir Kitabullah-ı azamdır seraser kainat
Hangi harfi yoklasan manası Allah çıkar
Recaizade
***
Nadan ile sohbet zordur bilene
Çünkü nadan ne gelirse söyler diline
Anonim
***
Arifin can gözlerinde nur-ı irfan olur
Arife avn-ı Huda sırr-ı mearif yar olur
Alvarlı
***
Ruhum benim oldukça bu imanla beraber
Üçyüz sene, dörtyüz sene, beşyüz sene bekler
Süleyman Nazif
***
Aşk için saf eyle gel sufi derun-ı kalbi kim
Zeyneder kâşânesin elbette mihman isteyen
Hanifi
***
Vardım ki yurdundan ayağ götürmüş
Yavrı gitmiş, ıssız kalmış otağı
Camlar şikest olmuş meyler dökülmüş
Sakiler meclisten çekmiş ayağı
Kangı dağda bulsam be o maralı
Kangı yerde görsem çeşm-i gazalı
Avcılardan kaçmış ceylan misali
Göçmüş dağdan dağa yoktur durağı
Laleyi sümbülü gülü har almış
Zevk ü şevk ehlini ahüzar almış
Süleyman tahtını sanki mâr almış
Gama tebdil olmuş ülfetin çağı
Zihni dert elinden her zaman ağlar
Sordum ki bağ ağlar bağban ağlar
Sümbüller perişan güller kan ağlar
Şeyda bülbül terk edeli bu bağı
Bayburtlu Zihni
***
Olmazsa milletin efrad-ı beyninde adalet
Geçer zemine bir gün arşa çıkan paye-i devlet
***
***
***
***
Sanma şâhım herkesi sen sadıkâne yâr olur
Herkesi sen dost mu sandın, belki ol ağyâr olur.
Sadıkâne belki ol âlemde bir dildâr olur
Yâr olur ağyâr olur dildâr olur serdar olur.
***
***
***
***
***
***
***
***
Kumdan, ayın ondördü, bir öksüz çıkıverdi!
Lakin, o ne hüsrandı ki: Hissetmedi gözler,
Kaç bin senedir halbuki bekleşmedelerdi!
Neden görecekler, göremezlerdi tabii;
Bir kere, zuhur ettiği çöl en sapa yerdi,
bir kerede, mamure-i dünya, o zamanlar,
Buhranlar içindeydi, bu günden de beterdi.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!
Fevza bütün afakını sarmıştı zeminin.
Salgındı, bugün şarkı yıkan, tefrika derdi.
Derken, büyümüş kırkına gelmişti ki öksüz,
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!
bir nefhada insanlığı kurtardı o ma'sum,
bir hamlede kayserleri, kisraları serdi!
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı dirildi;
Zulmün ki, zeval aklına gelmezdi geberdi!
Alemlere rahmetti evet şer-i mübini,
Şehbalini adl isteyenin yurduna gerdi.
Dünya neye sahipse, O'nun vergisidir hep;
Medyun ona cemiyyeti, medyun O'na ferdi.
Medyundur o masuma bütün bir beşeriyet
Ya Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile haşret.
Akif
Bu gam hane-i mihnette
Bu bir devvar-ı gaddardır
Ne şad u ne geda bunda
Hüner Hakka kul olmaktır
Hüner bir ibret almaktır
Muhammed Lütfi'ye lutfet
Belayı ekber oldur ki

